SPOİLER İÇERİR.
Hayvan Çiftliği, George Orwell'in mecazi bir dille yazılmış, fabl tarzındaki yergi romanıdır. İlk olarak 1945'te yayımlanmıştır. Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır.
Kitapta çiftlikte yaşayan hayvanların, çiftlik sahibi tarafından fazla çalıştırıldığı, emeklerinin karşılığının verilmediği, eşit davranılmadığı için ayaklanma başlatılmasını ve devamında neler olduğunu anlatılıyor.
İnsanın üretmeden tüketen tek varlık olmasını, hayvanların dünyaya gelince yaşamaya yetecek kadar yiyecek verilmesini, işe yaramaz olduklarında acımasızca boğazlanmasını, hayvanların özgür olmadığı düşüncesini kendilerince gerekçe olarak görüp ayaklanma başlatırlar. Çiftlikteki tüm insanlar sürerek çiftlik yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi daha iyi yönetilen, hayvanların daha değerli, özgür olduğu ve insanlar gibi olmayan bir yönetim şekli geliştirmektir. Çiftliğin adını Hayvan Çiftliği olarak değiştirirler. Yönetici olarak hayvanların en akıllıları olarak görülen domuzlar seçilir. İki yönetici olan Snowball ile Napolen sürekli fikir ayrılığına düşerek Çiftliği yönetmeye çalışır. Zaman geçince Snowball'ın kötü olduğunu, ihanet ettiğini düşünerek, çiftlikten sürüp ileride oluşacak tüm kötülükleri onun üzerine atarlar.
Çiftlikte düzenin sağlanması için 7 madde belirlenir, duvara asılır ve hayvanlara ezberletilir. Ancak zaman geçtikçe yöneticiler bu emirleri kendi çıkarları doğrultusunda değiştirerek tüm kuralları çiğnerler ama kendilerini haklı çıkarmak için gerekçeler bularak hayvanları buna inandırırlar.
Hayvanların hiçbir şeyi sorgulamadan kabul etmesi, özgürlüklerinden olmalarına, insanlar yönettiği zaman daha rahat oldukları düşüncesinin zihinlerinde belirmesine neden olur. Artık iş işten geçtiği için yapacak bir şey yoktur.
7 Emir'den en
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,9bin okunma
Kitap uzunca bir önsözden oluşuyor. Sıkıcı bir önsöz değil. Dönemin adalet sistemini, en çok konuşulan idamları, halkın idamları izlemekten nasıl bir zevk aldığını çok net bir şekilde anlatıyor. İdamın neden gerekli olduğuna dair 3 gerekçe belirtilmiş ve bu gerekçelere aykırı üç ayrı görüş daha bulunuyor. Ayrıca o dönem yapılan bir haksızlığı eleştirerek yönetimdekilerin isteseler sistemi daha adaletli bir yere getirebileceklerini de gösteriyor.
Önsözden ayrı "Trajedi Hakkında Bir Komedi" başlığıyla bir yazı daha var. Burada kitabı okuyan bir kısım kitabın korkunç olduğunu, böyle bir şeyin nasıl anlatılabileceğini söylemiş, bir kısım ise okumayı bile düşünmemiş, böyle bir şeyin çok kötü olduğunu insanı dehşete düşürdüğünü söyleyerek kitabın kötülüğünden bahsetmişlerdir.
Kitaba geldiğimiz zaman idam cezasına çarptırılan bir mahkumun 6 haftalık süreçte, idam cezasının açıklanmasından, giyotin sehpasına gidinceye kadar ki yaşadıklarını, hissettiği manevi acıyı en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Mahkumun adı söylenmemiştir. Herkes tarafından yüzüstü bırakılmışken, hissettiği şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları kendi kendine anlatmış, yazmış ve tek istediği yazdığı şeylerin kaybolmayıp ileride daha iyi bir şekilde anlaşılmasıdır. Tek başına bir hücrede kalıp ölümü beklemenin korkunçluğunu çok iyi bir şekilde anlayabiliyoruz.
Ayrıca kitap ilk basıldığı zaman adı gizlemiştir.
Ne yazık! Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup da size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek! Sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!