Bireysel çıkarlarımız ve umutlarımız, uğruna yaşamaya değer görünmediğinde, hayatı yaşamaya değer kılacak şeyi kendi dışımızda aramaya şiddetle ihtiyaç duyarız. Kendini adamanın, sadakatin ve manevi teslimiyetin her çeşidi esas itibarıyla, ziyan olan beyhude hayatlarımıza değer ve anlam verebilecek bir şeye can havliyle sarılmamızdır.
Varoluşumuzu şekillendiren güçleri genellikle kendi dışımızda arama eğilimine sahibizdir. Başarımızın ve başarısızlığımızın nedenlerini çevremize bağlamaktan kaçınmayız. Bundan dolayı, doygunluk hissi olan insanlar bunun iyi bir dünya olduğunu düşünüp onu aynen korumak, hüsrana uğramış kişilerse bu dünyayı temelden değiştirmek isterler.