Onların,insanların dünyasıydı gerçek dünya,gerçekdışı olan bendim,ben seyrediyordum. Yaşamın yüreğinde bir boşluktum,bir yorumdan, bir soru işaretinden, bir bakıştan , yani bir hiçten başka bir şey değildim.
Benim hiçbir nesnelliği,bilimselliği olmayan delilik sınıflandırmalarım vardır:
Aristokrat deliler, deliliğini satışa sunmadan önce pazar ve imaj araştırması yapanlar, yaratıcılığın baş koşulu saydıkları için zorla delirenler...
‘Bense sınırlarda arada bir dolaşıp da mayınlı alanı bir türlü aşmaya cesaret edemeyenlerdenim.’ Delilik benim anlatacağım bir öykü değil.Bir öykü bile değil.
Bir başka deyişle,insan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur