"Bu Toplu Tedavi midir ne karın ağrısıysa,
hep böyle midir? Hep aynı yöntemler mi
uygulanır? Bir sürü tavuk gagalayıp duruyor..."
Harding kafasını çeviriyor; gözleriyle
McMurphy'i buluyor, sanki oturanı ilk defa fark
etmiş. Omuzlarını geri atıp rahatlamış gibi
arkasına yaslanıyor. Gene yanaklarını içten
ısırmaya başlıyor.
"'Bir sürü tavuk gagalayıp duruyor?' Bunun
ne demek olduğunu anlayamadım doğrusu."
"Öyleyse ben sana anlatayım." McMurphy
sesini iyice yükseltiyor. Ardında kümeleşen
İyileşebilirlere bakmıyor, ama onlara konuştuğu
belli. "Tavuklar, aralarından birinin üzerinde kan
gördüler mi başına üşüşüp gaga atmaya
başlarlar. Sonunda tavuğu paramparça ederler
gagalarıyla. Kavga sırasında kan, birikişine daha bulaşır. İlk zavallının işi bitince, sıra onlara gelir.
Bu kez kanlanan üç-dört tavuk daha çıkar.
Diğerleri onlara saldırır. Bir-iki saat içinde bir
kümes dolusu tavuğun öldüğünü görmüşümdür.
İnsanı tir tir titreten bir manzaradır. Buna engel
olmanın bir yolu var. O da tavukların gözlerini
bağlamak. Kanı görmemelerini sağlamak."