Guguk Kuşu

8,4/10  (46 Oy) · 
124 okunma  · 
34 beğeni  · 
2.502 gösterim
Guguk Kuşu, günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Kimin dediği olacak? Toplumun mu, gönlüne göre yaşayanın mı? Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan Ken Kesey, bu ilk yapıtıyla Amerikan "karşıt-kültürünün" efsanelerinden biri oldu.

Roman 1975 yılında Milos Forman tarafından sinemaya aktarıldığında, başta delişmen dalavereci McMurphy rolüyle şeytani ve karizmatik oyunculuğun temellerini atan Jack Nicholson ile katı ve sadist ruhunu taş bebek güzelliğinin altında saklayan Büyük Hemşire Ratched'ı canlandıran Louise Fletcher olmak üzere, film 5 Oscar ödülü kazanarak bir başyapıt haline geldi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2007
  • Sayfa Sayısı:
    292
  • ISBN:
    9786054505432
  • Orijinal Adı:
    One Flew Over The Cuckoo's Nest
  • Çeviri:
    Aziz Üstel
  • Yayınevi:
    Turkuvaz Kitap
  • Kitabın Türü:
Kübra 
02 Haz 02:32 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bitti... Süngüm düştü ama her an delirebilirim…

Haksızlığa uğradığınızda kapıldığınız öfkeyle bir an, her şeyi halledebileceğinizi zannedersiniz ya.. Üç-beş saniye kadar. Sonra geçer… Hele ki bir de herkes sizin haklı olduğunuzu bilir ama eşek oldukları için susarlar ya… Sonra tekrar öfkelenirsiniz. Durumu düzeltmeye çalışır ama bütün eşeklerin sessizliğiyle çaresizliğe kapılır sonra vazgeçersiniz çünkü herkes o eşek kulağının üstüne yatar, siz borazanla da bağırsanız sizi duymaz. İşte bu anda üstünüze bir sessizlik çöker. Omuzlarınız o sessizlikten önce çökmüştür zaten… Şimdi üstümde öyle bir sessizlik.

Şimdi ben bu kitabı okudum ya, yine yapılan onca zulme tanık oldu ya bu zihin, işte ben bu dünyanın ağzının tam orta yerine tüküreyim! (Cesur Ve Güzel’den bir replik çaldım, bu da koğuş kurallarına aykırı mı BAYAN GEBERESİCE RATCHED?!)

Hey anarşistler size sesleniyorum, kurduğunuz o ütopyanın gerçekliğine inanıyor oluşunuz var ya hah onun da canı cehenneme. Güç kimdeyse onun borusu öter. Olan zayıfa olur. Hiçbir zaman ideal bir düzende yaşamayacağız! Kendi halimize de bırakılsak kimsenin kimseye zarar vermediği bir dünya olmaz! Duydunuz mu? Bu dünya biz çekip gidene kadar anca gücümüzün yettiğine sahip olabileceğimiz bir yer. Öyle adalet, hukuk diye bağıran çoğu kişi var ya hah onlar da Hayvan Çiftliği’ndekilerden farklı değiller. Hele bir gücü eline geçirsin, güç kimdeyse ciğeri o yer!

Bir hastane, TIMARHANE! İsme bak, okuyan çıldırır zaten. Eskiden şifahane diye bir yerler varmış, sonra soğuk soğuk isimler getirmişler çok lazım gibi. Sudaki Yüzler gibi bu kitap da ruh sağlığı sarsıntıya uğramış ve her hasta gibi ekstra merhamete ihtiyacı olan insanların olduğu bir akıl hastanesinde geçenleri anlatıyor. Hastaneyi bir tane hemşire yönetiyor: Bayan Ratched. Tedavi görmesi gereken asıl bu sadist yaratıkken kalkmış hastanede yöneticilik yapıyor. Milleti parmağında oynatıyor daha doğru bir ifade olur. İnsanlar hiçbir şekilde gülmüyorlar. Korkuyorlar. Koca koca adamları sindirmiş politikalarıyla. Şok tedavisi ve lobotomi denilen ameliyat korkusuna millet susmuş ya. İnsanlıktan çıkmış. Doktorlar da işlerinden oluyorlar. Neden, çünkü bu testere dişli tazmanya canavarının bir telefonuyla bu doktorları işten çıkaracak tanıdıkları var! Höt dese millet donuna kaçırıyor. Bu kadın gibiler yok mu? Her zaman ‘’benim dediğim olsun!’’ diyenler yok mu? Hele bir de bunlar diğer insanların üstünde kullanabilecekleri bir güce sahipseler…

Mc Murphy adlı bir suçlu hapishaneden deli diye hastaneye gönderiliyor, halbuki çizilen karakter hiç de öyle biri değildi. Herhangi bir erkek kadar küfreden, eğlenceli, esprili ve enerjisi yüksek biriydi. Tamam bazı haltlar yapmış o ayrı. Ama adam deli değildi. Tam o hemşirenin nefret edeceği türden güçlü biriydi… Ve McMurphy hastaneye geldikten sonra bir daha işler asla eskisi gibi olmayacaktı…

Anlatım güzeldi, akıl hastanesinde geçen kitaplar ilgimi çekiyor. Hem birçok şey öğreniyoruz hem de bir ‘’deli’’ gibi düşünmek bazen güzel olabiliyor. Deliymiş. Kelimeye bak… Mideme taş oturdu taş… Sonu var ya sonunu iple çek, sonra o ip yağlı urgan olsun assın okuyucuyu. Okuyun… Okumalısınız. Okuduktan sonra delirmek için dahi olsa okumalısınız. Geber Ratched.

kitapları seven 
10 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Biliyor musunuz, insan kahkaha atma yeteneğini yitirdi mi dengesinden de olur."

Bugüne kadar okuduğum ve en çok sevdiğim kitaplar arasında sanırım üçüncü yerdedir. Ken keseyenin yazdığı tek ve mükemmel bir kitap.
Seneler önce okumuş olduğum "Guguk kuşu" o kadar etkilemişti ki beni yazarının hakında herşey öğrenmek isteği uyandırdı. Yazarının hayatı öğrendikten sonra bu romanı daha çok sevdim. Benim için unutulmayacak kitaplar arasında yer alan Guguk kuşu okumayan varsa kesinlikle tavsiye ederim.

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Deliliği anlatan tüm romanları müthiş bir zevkle okuyorum.. Bence akıllı görünen sanılan bir çok insandan daha da anlayışlı ve dürüstler...

veherkesiçinadalet 
04 Tem 00:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan harikulade kitap ve sunun film uyarmasının da izlenmesini tavsiye ederim eğer klişe düşünüp kitap uyarlaması filmler kötü,berbat,tırt diye düşünüyorsanız bir kere daha düşünün demem düşünmeden izleyin derim.

Meşrebi Kalender 
 27 Mar 2015 · Kitabı yarım bıraktı · 7/10 puan

Kitapların filmlere uyarlanması çoğunlukla nicelik ( NO nitelik ) olarak faydalı görünür.( MEB zoruyla bile tanıtamadığımız Reşat Nuri'yi diziler sayesinde kundaktaki bebeler bile biliyor.)

Okur filmi beğenir sonra kitabı daha çok beğenir üzerine kurulu capital bir formül.

Bu kitabın şansızlığı filmin baş rolünde Jack Nicholson'ın oynaması olmuş.

Kitap ne kadar akıcı ve heyecan verici olsa da,öylesine müthiş bir filmden sonra,size tam bir doygunluk veremiyor ve kitabın filmi olgusu yerine filmin kitabı olarak anılıyor.

ÖNEMLİ UYARI: Kitabı mutlaka filmi seyretmeden okuyunuz.

Aksi halde az miktarda memnuniyetsizlik ve çooook miktarda zaman kaybı hissi verebilir ( ki kitap da güzel diyorum...)

Prospektüse uymak şartıyla Cebren okutunuz efenim...

insan_okur 
 09 Haz 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Merhaba kitapsever arkadaşlar. Guguk Kuşu romanını bir çok listede okunması gereken eserlerden diyerekten okudum. Uzun süre baskı bekledim baskıyı. Çevirisi gayet güzel ve epub olarak da bulabilirsiniz. Kitap 316 sayfa gayet hızlı okunacak türde bir eser. Çünkü çok sade bir dil ve betimlemesi harika yazarın. Benim okuma sürem biraz uzun sürdü çünkü arada 3-4 günlük bir kaybım var. Kayıp diyorum çünkü okuyamadığım günler benim için kayıp gibi...

Kitaba gelirsek bir akıl hastanesinde geçen olaylar anlatılmış. Ceza evinden akıl hastası rolü yaparak kaçan; akıl hastanesine yerleşen ve oradaki hastaların da kendisi gibi rol yaptığını gören kahramanın olaylarını anlatıyor. Önce belirttiğim gibi yazarın betimlemesi çok güzel olduğu için hastane gözünüzün önünde canlanıyor. Çok akıcı olaylar üst üste gelerek heyecanlı olmamızı sağlıyor. Akıl hastanesinde olup ama deli olmayanların dilinden, gözünden; çalışanları ve hastaları görebilirsiniz. Haksızlıklar ve yanlışlar göz önüne serilmiş.Toplumdaki baskının insanlar üzerindeki etkisi hastane ortamında mükemmel bir şekilde anlatılmış. Hastane yönetiminde bulunan otoriter bir hemşire ile hastalar arasındaki olayları anlatan bir roman. Yazar hastaneyi devlete yönetimine benzeterek okuyucuya aktarmaya çalışıyor. Zaten yazarın kendisi kitabın birçok sayfasında hastane otoritesini ''sistem'' olarak tanımlamış. Yazar aslında ana tema olarak "asıl akıl hastaları hastanenin yönetimindeki yöneticilerdir" mesajını okuyucuya aktarıyor. O kadar anlamlı alıntılar var ki :
- Eğer bir şeyler duymak istiyorsam, sağır numarası yapmayı sürdürmek zorundaydım.
- Ama kişi tüm gücünü kullanırsa yüreğinin tık-tık-tıklarını da duyar.
- En azından ben denedim, hiç değilse bunu yaptım.
- "Belki de insan ne kadar delirirse o kadar güçlü olabilir. "

Benim beklentim çok yüksekti bu kitaptan ama düşündüğüm kadar beğenemediğimi itiraf edebilirim.

Dipnot: Ken Kesey'in bu romanının ilk baskısı 1963'te basılmış, kitaptan uyarlanan senaryosu ile filme alınmış, 1976'da beş dalda Oscar ödülü almış. Kitabı okuduktan sonra mutlaka filmini de izleyin arkadaşlar çünkü çok beğeni ve tavsiye almış. Tez zamanda izlemeye çalışacağım. Mutlu okumalar ve iyi günler...

Elif Öksüz 
30 Mar 00:34 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

Akıl hastanesi hengamesi içinde eğlenceli bir roman okumaya başladığınızı düşünüyorsunuz. Ama sayfalar ilerledikçe hayat dersleri almaya başlıyorsunuz. Filmini yıllar önce izlemiştim, kitabını yeni okuyabildim. Şimdi filmi yeniden izlemeyi düşünüyorum. Çok hüzünlü ve bana kalırsa ağır bir hikaye...

Katre-i Matem 
 18 Mar 11:56 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Öncelikle belirtmek isterim ki bu kitap için ve tabi ki filmi için sağlam bir psikoloji gerekiyor. Deliliğin ölçüsünün ne olduğu ve toplum kurallarının kim tarafından hangi ölçütlerle belirlendiğinin tartışmaya açık bir anlatımı. Müthiş etkileyici bir anlatım. Kitabı ilk okuduğumda olayları tam kavrayamadığımı düşünmüştüm ama filmini izleyince her şey daha belirleyici oldu. Özellikle Şef karakteri ve onun yaptıkları beni çok etkiledi. Tabi asıl değişimi başlatan McMurphy karakterini de unutmamak gerek. İnsan ruhunun kesinlikle sınırlandırılamadığının bir örneği. Dramatik ve etkileyici..

Mine Can 
18 Haz 2015 · 7/10 puan

Eğer biz onları normal değiller diyerek toplumdan tecrit ediyor ve akıl hastanelerine kapatıyorsak normal olan nedir peki ? İşte kitap tam da bu ironiyi gözler önüne serer.Ve ilginç bir biçimde normal olanı bile bu toplum anormal hale getirebilir. Tavsiyem tabiki de önce kitabı okumanız ardından filmini izlemenizdir.

Tuncay YILDIRIM 
18 Nis 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Muhteşem bir psikolojik roman. Akıl hastalarının ve bakmakla görevli çalışanların yaşadıkları zorlukları, adaletsizlikleri. düşüncesizlikleri, ve tabiki de komedi taraflarını anlatan bir eser. Okurken düşünüyor, gülümsüyor ve hüzünleniyorsunuz. Sıkılmadan okuyabilirsiniz.

2 /

Kitaptan 63 Alıntı

Ferah 
 13 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Bana öyle geliyor ki, herkes yaşamını, bir başkasının yaşantısını mahvetmek için kullanıyor.''

Guguk Kuşu, Ken KeseyGuguk Kuşu, Ken Kesey
insan_okur 
08 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Balıklar hakkında bildiğim tek şey de, balıkları temizlemekten çok yemekten hoşlandığımdır.

Guguk Kuşu, Ken KeseyGuguk Kuşu, Ken Kesey
Maya 
11 Haz 11:16 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Belki de insan ne kadar delirirse o kadar güçlü olabilir.

Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 229)Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 229)
Maya 
11 Haz 11:19 · Kitabı okudu · 10/10 puan

İnsanın kendisini dengede tutabilmek, dünyanın onu çılgına döndürmesini önlemek için kendisine acı veren şeylere gülmesi gerektiğini biliyor.

Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 241)Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 241)
Kübra 
02 Haz 01:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Unutuyorsun... eğer oturup geçmişi düşünmeye çalışmazsan...

Guguk Kuşu, Ken Kesey (e-pub)Guguk Kuşu, Ken Kesey (e-pub)
insan_okur 
05 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Üstüne üstüne gelen, sana dünyayı zindan etmeye çalışan kişilerin karşısında gülüp söylemek, onları çileden çıkarır.

Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 117 - Turkuvaz Kitap)Guguk Kuşu, Ken Kesey (Sayfa 117 - Turkuvaz Kitap)