Guguk KuşuKen Kesey

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.659
Gösterim
Adı:
Guguk Kuşu
Yazar:
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054505432
Kitabın türü:
Orijinal adı:
One Flew Over The Cuckoo's Nest
Çeviri:
Aziz Üstel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turkuvaz Kitap
Guguk Kuşu, günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Kimin dediği olacak? Toplumun mu, gönlüne göre yaşayanın mı? Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan Ken Kesey, bu ilk yapıtıyla Amerikan "karşıt-kültürünün" efsanelerinden biri oldu.

Roman 1975 yılında Milos Forman tarafından sinemaya aktarıldığında, başta delişmen dalavereci McMurphy rolüyle şeytani ve karizmatik oyunculuğun temellerini atan Jack Nicholson ile katı ve sadist ruhunu taş bebek güzelliğinin altında saklayan Büyük Hemşire Ratched'ı canlandıran Louise Fletcher olmak üzere, film 5 Oscar ödülü kazanarak bir başyapıt haline geldi.
(Tanıtım Bülteninden)
Ken kesey sadece tek bir kitap yazmıştır o da "Guguk kuşudur". Guguk kuşu filmi 5 oscar ödülü almış ve 1975'te sinemaya uyarlanmıştır. Kitabı okuduktan hemen sonra filmini izledim ve kitaptan çok farklı olduğunu farkettim. Kitaplar her zaman daha detaylı işler, ama filmleri de severim ama kitaptan farklı olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Jack Nicholson'un oynaması da ayrı bir mutlu etti. Hem sevindim hem üzüldüm :) . "Şimdi ya da Asla" filmini izlemiştim önceden Nicholson'un, o film de çok güzeldi. Neyse konuyu dağıtmayayım.

Yazar'ın kitabın adını neden Guguk kuşu koyduğunu anlayamamıştım hatta guguk diye bir kuşun olduğundan bile haberim yoktu. Araştırdım neden Akıl hastanesindeki insanların anlatıldığı bir roman Guguk kuşu ismini alıyordu? İnternetten aldığım bir alıntı: Guguk Kuşu, temelde özgürlük ve bunu tahakküm altına almak isteyenler arasındaki keskin ve sıcak mücadeleyi anlatır. Bir metafor olarak kullanılan guguk kuşu doğada da aslında benzer bir rolü üstlenir. Dişi guguk kuşu doğada yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. Bunun için seçtiği bir yuvayı uzun süre gözetler. Yuvanın sahibi kuş uzaklaşınca, hemen yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. Bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de yok ederek durumun fark edilmesini önler. İlginç!

Kitap Akıl hastanesindeki insanları konu alıyor, Bayan Ratched hastanenin Başhemşiresi ve hastalardan sorumlu, kuralları o koyar ve disiplinin yürütülmesinden sorumludur. Bayan Ratched bazı kurallar koymuştur ve hastalar bunlara uymak zorundalardır. Hastalar ikiye ayrılır; İyileşebilirler ve İyileşemezler. Eğer kurallara uymazlarsa ve toplumun düzenini bozmaya çalışırlarsa ŞOK TEDAVİSİ. Anca böyle susturulur hastalar, toplumun refahı ve düzeni önemli her şeyden önce! Toplum nedir? Bir arada yaşayan insan topluluğu. Peki insanlar yaşıyorsa bu toplumda neden söz hakları yok? Neden Bayan Ratched'ın koyduğu kuralları uyguluyorlar? ( Ratched tam manasıyla lanet bir kadın).

McMurphy( Jack Nicholson) hapishaneden akıl hastanesine sevk edilir. Deli olduğu şüphesi ile! Asıl normal olan bu adam! Asıl deli olan Ratched! Kadın çok gıcıktı aklıma geldikçe deliriyorum. Bu adam toplumun düzenine karşı ama bir o kadar da eğlenceli, hayat dolu; sadece dışarıdayken yaptığı kötü işler yüzünden( cinayet, tecavüz) yüzünden hapishaneye tıkılmış. McMurphy Akıl hastanesine gelir ve Ratched'ın hastanedeki düzenini, kuralları değiştirmeye ve oradakileri de etkilemeye çalışır, ki etkiler de. McMurphy adeta ıssız karanlığa bir umut. Bir kibrit çöpü gibi etrafını aydınlatmak için kendini bitirir, yakar, kül olur. Nazım Hikmet'in bir sözü vardır: "Ben yanmassam sen yanmassan biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa."

GÜÇ! kitapta dikkat çekilen nokta. Güçlü olmak, insanları otoritesi altına almak; güçlü olanın altında ezilen kişiler ne peki? Onlar hiçbir şey. Kimse geride kalanlara bakma ihtiyacı duymuyor, kim ezilmiş, kim tükenmiş, kim yorulmuş. Bizim için önemli olan DÜZEN! Bu kadar düzensizliğin içinde düzen! Kimse kimseye ne istediğini sormuyor.

Kitabını da filmini de tavsiye ediyorum fakat kitabı okuduktan sonra filmini izlediğinizde farklı olduğunu göreceksiniz ama Jack Nicholson varsa başrolde kesinlikle izlenmeli.

Keyifli okumalar dilerim.
"Biliyor musunuz, insan kahkaha atma yeteneğini yitirdi mi dengesinden de olur."

Bugüne kadar okuduğum ve en çok sevdiğim kitaplar arasında sanırım üçüncü yerdedir. Ken keseyenin yazdığı tek ve mükemmel bir kitap.
Seneler önce okumuş olduğum "Guguk kuşu" o kadar etkilemişti ki beni yazarının hakında herşey öğrenmek isteği uyandırdı. Yazarının hayatı öğrendikten sonra bu romanı daha çok sevdim. Benim için unutulmayacak kitaplar arasında yer alan Guguk kuşu okumayan varsa kesinlikle tavsiye ederim.
Deliliği anlatan tüm romanları müthiş bir zevkle okuyorum.. Bence akıllı görünen sanılan bir çok insandan daha da anlayışlı ve dürüstler...
Günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan harikulade kitap ve sunun film uyarmasının da izlenmesini tavsiye ederim eğer klişe düşünüp kitap uyarlaması filmler kötü,berbat,tırt diye düşünüyorsanız bir kere daha düşünün demem düşünmeden izleyin derim.
Kitapların filmlere uyarlanması çoğunlukla nicelik ( NO nitelik ) olarak faydalı görünür.( MEB zoruyla bile tanıtamadığımız Reşat Nuri'yi diziler sayesinde kundaktaki bebeler bile biliyor.)

Okur filmi beğenir sonra kitabı daha çok beğenir üzerine kurulu capital bir formül.

Bu kitabın şansızlığı filmin baş rolünde Jack Nicholson'ın oynaması olmuş.

Kitap ne kadar akıcı ve heyecan verici olsa da,öylesine müthiş bir filmden sonra,size tam bir doygunluk veremiyor ve kitabın filmi olgusu yerine filmin kitabı olarak anılıyor.

ÖNEMLİ UYARI: Kitabı mutlaka filmi seyretmeden okuyunuz.

Aksi halde az miktarda memnuniyetsizlik ve çooook miktarda zaman kaybı hissi verebilir ( ki kitap da güzel diyorum...)

Prospektüse uymak şartıyla Cebren okutunuz efenim...
Akıl hastanesi hengamesi içinde eğlenceli bir roman okumaya başladığınızı düşünüyorsunuz. Ama sayfalar ilerledikçe hayat dersleri almaya başlıyorsunuz. Filmini yıllar önce izlemiştim, kitabını yeni okuyabildim. Şimdi filmi yeniden izlemeyi düşünüyorum. Çok hüzünlü ve bana kalırsa ağır bir hikaye...
Merhaba kitapsever arkadaşlar. Guguk Kuşu romanını bir çok listede okunması gereken eserlerden diyerekten okudum. Uzun süre baskı bekledim baskıyı. Çevirisi gayet güzel ve epub olarak da bulabilirsiniz. Kitap 316 sayfa gayet hızlı okunacak türde bir eser. Çünkü çok sade bir dil ve betimlemesi harika yazarın. Benim okuma sürem biraz uzun sürdü çünkü arada 3-4 günlük bir kaybım var. Kayıp diyorum çünkü okuyamadığım günler benim için kayıp gibi...

Kitaba gelirsek bir akıl hastanesinde geçen olaylar anlatılmış. Ceza evinden akıl hastası rolü yaparak kaçan; akıl hastanesine yerleşen ve oradaki hastaların da kendisi gibi rol yaptığını gören kahramanın olaylarını anlatıyor. Önce belirttiğim gibi yazarın betimlemesi çok güzel olduğu için hastane gözünüzün önünde canlanıyor. Çok akıcı olaylar üst üste gelerek heyecanlı olmamızı sağlıyor. Akıl hastanesinde olup ama deli olmayanların dilinden, gözünden; çalışanları ve hastaları görebilirsiniz. Haksızlıklar ve yanlışlar göz önüne serilmiş.Toplumdaki baskının insanlar üzerindeki etkisi hastane ortamında mükemmel bir şekilde anlatılmış. Hastane yönetiminde bulunan otoriter bir hemşire ile hastalar arasındaki olayları anlatan bir roman. Yazar hastaneyi devlete yönetimine benzeterek okuyucuya aktarmaya çalışıyor. Zaten yazarın kendisi kitabın birçok sayfasında hastane otoritesini ''sistem'' olarak tanımlamış. Yazar aslında ana tema olarak "asıl akıl hastaları hastanenin yönetimindeki yöneticilerdir" mesajını okuyucuya aktarıyor. O kadar anlamlı alıntılar var ki :
- Eğer bir şeyler duymak istiyorsam, sağır numarası yapmayı sürdürmek zorundaydım.
- Ama kişi tüm gücünü kullanırsa yüreğinin tık-tık-tıklarını da duyar.
- En azından ben denedim, hiç değilse bunu yaptım.
- "Belki de insan ne kadar delirirse o kadar güçlü olabilir. "

Benim beklentim çok yüksekti bu kitaptan ama düşündüğüm kadar beğenemediğimi itiraf edebilirim.

Dipnot: Ken Kesey'in bu romanının ilk baskısı 1963'te basılmış, kitaptan uyarlanan senaryosu ile filme alınmış, 1976'da beş dalda Oscar ödülü almış. Kitabı okuduktan sonra mutlaka filmini de izleyin arkadaşlar çünkü çok beğeni ve tavsiye almış. Tez zamanda izlemeye çalışacağım. Mutlu okumalar ve iyi günler...
Öncelikle belirtmek isterim ki bu kitap için ve tabi ki filmi için sağlam bir psikoloji gerekiyor. Deliliğin ölçüsünün ne olduğu ve toplum kurallarının kim tarafından hangi ölçütlerle belirlendiğinin tartışmaya açık bir anlatımı. Müthiş etkileyici bir anlatım. Kitabı ilk okuduğumda olayları tam kavrayamadığımı düşünmüştüm ama filmini izleyince her şey daha belirleyici oldu. Özellikle Şef karakteri ve onun yaptıkları beni çok etkiledi. Tabi asıl değişimi başlatan McMurphy karakterini de unutmamak gerek. İnsan ruhunun kesinlikle sınırlandırılamadığının bir örneği. Dramatik ve etkileyici..
Muhteşem bir psikolojik roman. Akıl hastalarının ve bakmakla görevli çalışanların yaşadıkları zorlukları, adaletsizlikleri. düşüncesizlikleri, ve tabiki de komedi taraflarını anlatan bir eser. Okurken düşünüyor, gülümsüyor ve hüzünleniyorsunuz. Sıkılmadan okuyabilirsiniz.
Eğer biz onları normal değiller diyerek toplumdan tecrit ediyor ve akıl hastanelerine kapatıyorsak normal olan nedir peki ? İşte kitap tam da bu ironiyi gözler önüne serer.Ve ilginç bir biçimde normal olanı bile bu toplum anormal hale getirebilir. Tavsiyem tabiki de önce kitabı okumanız ardından filmini izlemenizdir.
Guguk Kuşu - One Flew Over the Cuckoo’s Nest

“Deliler Diyarindan Biri Geçti”

Guguk Kuşu temelde özgürlük ve bunu tahakküm altına almak isteyenler arasındaki keskin ve sıcak mücadeleyi anlatır.bir metafor olarak kullanılan guguk kuşu doğada da aslında benzer bir rolü üstlenir. dişi guguk kuşu doğada yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. bunun için seçtiği bir yuvayı uzun süre gözetler. yuvanın sahibi kuş uzaklaşınca, hemen yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de yok ederek durumun fark edilmesini önler. guguk kuşu romanında Ken Kesley de toplumun terk edilmiş, sürünün dışına atılmış yavrularını işler. çünkü düzen ancak yavrularını yiyerek, tüketerek, onları yola getirmeye çalışarak, yola gelmeyeni ise rahat bırakmayıp evcilleştirmek için türlü sistematik işkenceler yaparak var olur.

Baharın gelişini müjdeleyen Guguk Kuşu

Film bir akıl hastanesinde geçer ve hikaye kızılderili şef olarak adlandırılan tımar edilmek için orada olan hastanın gözünden anlatılır. bu tımarhane çeşitli isimler altında toplanmış hastaları topluma ve onun ahlak düzenine yeniden kazandırmak (Neyi kaybetmişlerdir?) için rutin bir halde çabalamaktadır. ortalıkta ‘iyileşebilirler’ ve ‘iyileşemezler’ vardır. her şeyin belli kurallar silsilesi içinde geçtiği bir süreçte McMurphy bir ıslah evinden buraya deli olduğu şüphesiyle getirilir. İşte aslında hikayede burada başlar. çünkü McMurphy toplum düzenine aykırı bir adamdır ve her şeye rağmen özgür ruhu korumanın ve onu yaşatmanın yollarını aramaktadır. burada sözü edilen deliler arasında zaman geçirecek ve bu zaman sürecinde hastane onun deli olup olmadığına karar verecektir. ancak McMurphy daha ilk anlardan itibaren uyuyan canavarı uyandırır ve hasta olarak yafta yemişleri yeniden hayata döndürür. İçerde yaşayan bu küçük topluluk dışarıdaki büyük toplumun aynasıdır aslında. McMurphy gün gün disiplinin çelikten demirlerini kırar ve orada bile kendine ve düşlerine ait bir dünya kurar. ölü birer insana dönüşen hastalar o geldikten sonra yeniden yaşadıklarının farkına varır. yönetim onların dizginlerini sıktıkça onlar çeşitli biçimlerde direnişlerini sürdürürler.


Aklın yolu bir olduğunda, yalnız olmakla yanlış olmak aynı şeydir….

Toplum bu uyumsuzları buraya tıkmıştır. çünkü dışarısı yani toplum uyum ister. uyum sağlayacak dolayısıyla sürüye ayak uyduracak bireyler ister. bu yüzden buradaki yığın psikolojisi tam da Sören Kierkegaard’ın dediği gibidir: “İnsan sosyal bir hayvandır, sadece sürünün içindeyken mutlu olur. saçmaymış, kötüymüş, onun için fark etmez, her şeyi benimseyebilir, yeter ki sürü de benimsemiş olsun. sürünün yaptığı her şeyi yapar, böylece bir yere ait olur.” McMurphy de diğerleri de bir yere ait olamamış o yüzden koruma altına alınmış ve ‘deli’ yaftası yapıştırılmış kişilerdir. yani özüne bakıldığında burada bütün mesele evcilleştirmektir. Onları evcilleştirmek ve yeniden sürüye katmak, sürüden ayrılan olursa da onları birer ‘boyalı kuş’ haline getirmektir

Scanlon: Yatakhanenin neden gün boyu ve hafta sonlarında kilitli olduğunu bilmek istiyorum 

Hemşire: …Yatakhaneyle ilgili sorunuza gelince Bay Scanlon…kapıyı açık bırakırsak,kahvaltıdan sonra doğruca yatağa gidersiniz. Başkalarıyla birlikte geçirilen zaman çok iyileştiricidir. 

Scanlon: Yani demek istiyorsunuz ki…kendi başına olmayı istemek hastalıklıdır?



Kafesten Bir Kuş Uçtu Guguk Kuşu….
Filmini izlemiştim ve Jack Nicholson'un muhteşem oyunculuğuyla hayran olmuştum. Kitaptan da beklediğimi aldım. Anlatıcının kızılderili olmasının etkisiyle toplumsal bir Amerika sorgulaması da katılmış.
Balıklar hakkında bildiğim tek şey de, balıkları temizlemekten çok yemekten hoşlandığımdır.
Ne yapabilirim ? Kekelemeni durdurmam, bikeklerindeki jilet izlerini silemem, ellerinin ardındaki sigara yanıklarını yok edemem. Sana yeni bir ana veremem.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Guguk Kuşu
Yazar:
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054505432
Kitabın türü:
Orijinal adı:
One Flew Over The Cuckoo's Nest
Çeviri:
Aziz Üstel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turkuvaz Kitap
Guguk Kuşu, günümüz insanının toplumla çelişkilerini ortaya koyan bir roman. Kimin dediği olacak? Toplumun mu, gönlüne göre yaşayanın mı? Bir akıl hastanesindeki özgür ruhlarla disiplin sağlamaya çalışan yönetim arasındaki mücadeleyi olağanüstü bir ustalıkla anlatan Ken Kesey, bu ilk yapıtıyla Amerikan "karşıt-kültürünün" efsanelerinden biri oldu.

Roman 1975 yılında Milos Forman tarafından sinemaya aktarıldığında, başta delişmen dalavereci McMurphy rolüyle şeytani ve karizmatik oyunculuğun temellerini atan Jack Nicholson ile katı ve sadist ruhunu taş bebek güzelliğinin altında saklayan Büyük Hemşire Ratched'ı canlandıran Louise Fletcher olmak üzere, film 5 Oscar ödülü kazanarak bir başyapıt haline geldi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 207 okur

  • Omer Nas
  • Nur Zorlu
  • sinan tüysüz
  • Aslı Demirtaş
  • pina
  • Burak Ülke
  • erdijrk
  • Gülberk Bakır
  • Didem
  • Ömer F.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%27.2
25-34 Yaş
%34.2
35-44 Yaş
%24.6
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.3
Erkek
%39.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.1 (25)
9
%24.4 (19)
8
%24.4 (19)
7
%16.7 (13)
6
%1.3 (1)
5
%1.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları