Kadın bir sabah uyandı kredi kartını kullanamadı işten çıkarıldı ailesini kaybetti ve kendini damızlık kız olarak buldu. Kırmızı kıyafetlerin içerisinde, kırmızı kanın rengi doğurganlığın ve olurda hani kaçarsa kolayca farkedilsin diye.
Bu kitap distopya olarak gecsede, geçmişten günümüze kadar gelen kadına bakış açısının bir örneği aslında, son yüzyıla belki iyimser yaklaşabiliriz ama ondan önceki zamanlarda kadının durumu bu kitaptakinden ne kadar farklı Allah aşkına?
Kısırlık hep kadına yöneltilen bir ayıp ve kusurdu, erkekler ise kusursuzdu. Bilirsiniz kadınlar tek başına ürer çünkü. Bir hocamız konu bebek olduğunda hastaneye erkeklerin gelmesini ikna edemiyoruz demişti, çift bebek istiyor olmuyor, sonra kadın hastaneye geliyor erkek yok yanında zaten niye gelsin ki? Üremeyle ilgili bir sıkıntı varsa kesinlikle sorun kadındadır haşa erkekte olamaz ya?
Kaçıncı sınıfta öğrenmiştik ilk nüfus sayımı 2. Mahmut zamanında yapıldı diye, sadece erkekler sayılmış çünkü kadın birey olarak yok, erkeğin himayesi altında. Varlığı çocuk doğurmak ve yemek pişirmekle sınırlı.
Sonra tarihte erkeklerin yaptıkları işlere yakıştırılamayan kadınlar var İskenderiyeli Hypatia mesela, astronom felsefeci ve matematikçi. İffetsizlikle suçlanıp yakıldı, nice örneği sayabiliriz sanıyorum.
Geçenlerde Enis Doko'nun bir videosunu izlemiştim, görünmez kadınlardan bahsediyordu. Bugün bile modern araba tasarımları emniyet kemerleri cep telefonları hatta ilaçlar bile erkek baz alınarak tasarlanıyor, olası bir kazada kadınların kurtulma şansı erkeklere göre yarı oranda, emniyet kemeri bile bizim bedenimize uygun değil çünkü, kadınlar mı? Eh onlarda idare etsinler canımmm
Neyse konudan sapmayayım, kitap güzel bir bilim kurgu ve distopya örneği, erkekler için tasarlanan dünyada kadının durumu,