Bir kadın defalarca yok sayıldığında önce sesi kısılır sonra yüreği. Sustuğu yer, kırıldığı yerden daha derindir. Sevdiği halde geri çekilir, çünkü artık sevgisi duyulmamıştır. Her 'önemsizsin' bakışı onun içindeki aynaları kırar. Ve bir gün... Herkes onun nasıl bu kadar güçlü, bu kadar soğuk, bu kadar uzak olduğunu sorar. Kimse gücün çaresizlikten doğduğunu bilmez. Kimse sıcaklığın terk edildiği yerde donduğunu fark etmez. Oysa kadın sevilmediğinde susmaz; içinde fırtınalar olur da, dışarıda sessiz kalır. İhmalin her dalgası bir kıyısını alıp götürür. Bir süre sonra sahili kalmaz kadının... Ve en sonunda kendisine bile sarılamaz hale gelir.