Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu.
“Birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk. Birine teslim olduğumuzda içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor. O yüzden değil mi içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? ‘Anlatsam mı anlatmasam mı?’ kararsızlığımız. ‘Bu sevgi beni acıtır mı?’ kuşkularımız.”
Her şey, her şey geçip gitti! O zamana dair ne bir işaret, o zamanki duygularıma dair ne de bir kalp çarpıntısı var. Yanıp bitmiş, kül olmuş bir saraya dönüp gelen bir hayalete benziyorum.