Ehli Hadis

Ehli Hadis
@Eltimur
Muhammed b. Abdilvehhab rahimehullah der ki: Allah sana rahmet etsin! Bil ki, "Lâ ilahe illallah" şehadetini bilmek, namaz ve oruçtan önce farzdır. Bu nedenle, kulun bu şehadetin anlamını araştırması, namaz ve oruç hakkında araştırma yapmasından daha büyük bir farzdır. Şirkten sakınmak ve tağutu inkâr etmek ise, annelerle ve halalarla evlenmenin haram kılınmasından daha önemlidir. Çünkü Allah'a imanın en büyük mertebesi, "Lâ ilahe illallah" şehadetidir. Kaynak: Kitabü'd-Durerü's-Seniyye fi'l-Ecvibeti'n-Necdiyye, Tevhid Kitabı, s. 121
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
KELİME-İ TEVHÎD’İN ŞARTLARI İmâm İbn Receb rahîmehullâh şöyle demiştir: “Lâ İlâhe İllallâh’ı söyleyip ona şehâdet etmekten maksad, cehennemden kurtulmayı ve cennete girmeyi gerektiren bir sebeb olmasıdır. Bu gereklilik ise söylenen sözün şartlarının hepsinin bir arada bulunması ve onu ortadan kaldıracak bir durumun olmaması halinde geçerli olur. Tevhîd kelimesinin söylenen şartlarından birisi eksik olduğunda yahut onu ortadan kaldıracak bir söz ve amel bulunduğunda ise artık bu tevhîd kelimesi, söyleyenin cehennemden kurtulmasını ve cennete girmesini sağlayamaz.” [İbn Receb, Kelimetu’l-İhlâs:13-14.] Ehl-i Sünnete göre, kelime-i tevhîd olan Lâ İlâhe İllallâh’ın, ilim, yakîn, ihlâs, sıdk, muhabbet, inkıyâd ve kabul olmak üzere yedi şartı vardır. Şart: “Yok olması halinde hükmünde yok olacağı, var olması halinde ise bizatihi hükmün varlığının veya yokluğunun gerekli olmadığı şeydir.” [Mevsûatu’l-Fıkhiyye: 23/109.] Buna göre kelime-i tevhîd’in zikredilen şartları gerçekleşmediği sürece, kelime-i tevhîd de bu şartlara bağlı olarak gerçekleşmeyecek, Lâ İlâhe İllallâh kelimesi söyleyen kişiye fayda vermeyecektir. Bu şartlar hakkında Şeyh Hafız el-Hakemî şu beyitleri söylemiştir: “Yedi şarta bağlanmıştır ve vahiy nasslarında gerçekten yer almıştır.” “Onu söyleyen kişi bunları tamamlamadıkça fayda görmez.” Bu beyitleri şerh ederken ise şöyle demiştir: “Tamamlamaktan maksat, hepsinin kişide bulunması ve bunlara aykırı şeyler yapmaksızın yerine getirmesidir. Kişiden istenen, Lâ İlâhe İllallâh kelimesinin lafızlarını saymak ve ezberlemek değildir. Bu kelimenin bütün şartlarını yerine getiren ancak bunları teker teker sayamayacak olan niceleri vardır. Yine bunları ezberleyen ve bir çırpıda sayabilen niceleri de vardır ki bu şartları bozan şeyler yaparlar. Başarı
İbn'ul-Cevzi diyor ki; "Mü'min için yanlış kişilerle oturup kalkmaktan daha zararlı bir şey görmedim. Muhakkak ki karakterler hırsızlık yapar." Saydu’l Hâtır 1/138 Şeyh İbn Useymin رحمه الله تعالى şöyle buyurmuştur: "Kötü ahlaklı, boş işlerle meşgul olan, eğlence ve oyun içinde zaman geçiren kişilerle görüşmekten sakınmak icap eder; zira sen, onların huylarından, farkında olmaksızın etkilenirsin. Arkadaşlar yalnızca sözleri ve hareketleriyle değil bakışlarıyla da birbirlerine tesir ederler. Fayd el Kadir 5/507
𝗛𝗔𝗬𝗔𝗧𝗜𝗡𝗗𝗔 7 Ş𝗘𝗬İ 𝗔𝗦𝗟𝗔 𝗕𝗜𝗥𝗔𝗞𝗠𝗔 *"Doğru sözlü olmayı.."* (Ahzab suresi,35) *"Şükretmeyi.."* (İbrahim suresi,7) *"Allah'ı zikretmeyi.."* (Ra'd suresi,28) *"Dua etmeyi.."* (Mü'min suresi,60) *"Tevekkül etmeyi.."* (Ahzab suresi,3) *"Allah'tan af dilemeyi.."* (Enfal suresi,33) *Sabır etmeyi* (Bakara suresi,153)
İMAM EBU HANEEFAH [d 150H] ATEİSTLERİ ŞAŞTIRDI Bazı ateistler büyük imam Ebu Haneefah el-Nu ʿmán ibn Thúbit ibm Zú ibn Marzubán Rahimahullah'a şu soruyu sordular. 》"Bir Yaradan'ın varlığının kanıtı nedir". O (Ebu Haneefah - rahimahullah) onlara sordu 🗣"Korkunç bir fırtınanın ortasında kaptanı ve mürettebatı olmayan yüklü bir gemi gördüğünü, ancak güvenli bir limana doğru iyi giden (böylece kendini kurtaran) söyleyen birine ne dersiniz? "Bunu akıllıca kabul ediyor musun?" diye cevap verdiler. "Mantıklarımız bunu kabul edemez". Ebu Haneefah - rahimahullaah yorum yaptı: ‪"Eğer mantığın, kaptanı veya mürettebatı olmayan bir geminin bu hikayesini kabul edemiyorsa, tüm çeşitli koşulları ve karmaşık doğası ile tam bir Yaratıcı olmadan çalışan koca bir evreni nasıl kabul edeceksin?" (Dar'at Ta'aarud el-Aql wan Naql, 3/127)