Ehli Hadis

Ehli Hadis
@Eltimur
*BİZ BÖYLE İNANİYORUZ* *Bizi yaratan ve şekil veren Yüce Allah, bizi başıboş bırakmadı.* *Bize bir peygamber gönderdi. O peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Rabbimizden bir kitap, Kur'ân getirdi.* *Kim bu elçiye itaat ederse cennete girer, kim ona isyan ederse cehenneme girer.*
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
*Cinsel Organa Dokunmak Abdesti Bozar mı?* İmâm Ebû Îsâ et-Tirmizî rahmetullahi aleyh der ki: “Bize İshâk b. Mansûr tahdîs etti ve dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân Hişâm b. Urve’den şöyle dediğini tahdîs etti: Babam bana, Busra bnt. Safvân’dan Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber verdi: *“Her kim zekerine dokunursa abdest almadan namaz kılmasın.”* Bu bâbda Ummu Habîbe’den, Ebû Eyyub’dan, Ebû Hurayra’dan, Ervâ bnt. Uneys’ten, Âişe’den, Câbir’den, Zeyd b. Hâlid’den ve Abdullah b. Amr’dan hadîs gelmiştir. Bu hadîs, hasen-sahîhtir.” et-Tirmizî Busra hadîsini başka tarîklerden (yollardan) da rivâyet ettikten sonra şöyle der: “Bu [yani zekere dokunmanın abdesti bozacağı] Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbından ve tâbiînden birçok kişinin görüşüdür. el-Evzâî, eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Muhammed [Hocası İmâm Buhârî’yi kasdediyor] dedi ki: “Bu bâbdaki en sahîh şey Busra hadîsidir.” Ebû Zur’a da dedi ki: “Bu bâbda [aynı hükmü pekiştiren diğer bir delîl olan] Ummu Habîbe hadîsi sahîhtir.” Bu hadîs, [senedi] el-Alâ b. el-Hâris > Mekhûl > Anbese b. Ebî Sufyân > Ummu Habîbe şeklindedir. Muhammed [İmâm Buhârî] dedi ki: “Mekhûl, Anbese b. Ebî Sufyân’dan [hadîs] dinlememiştir. Bu hadîs dışındaki hadîslerinde de Mekhûl > Bir adam > Anbese b. Ebî Sufyân şeklinde rivâyet etmiştir.” Sanki o [Buhârî] bu hadîsi [Ummu Habîbe hadîsini] sahîh görmüyordu.” Ebvâbu’t-Tahâra Bâbun: el-Vudûu min Messi’z-Zeker
Din
👆👆👆 Habîs râfızîler namaz kılarken (!) Ebû Bekr, Ömer ve Âişe'ye la'net okuyorlar. Halbuki Allah, onlardan ve diğer bütün sahâbeden râzı olmuştur. Peki ya şu habîs râfızîlerin la'net ettiği Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem'in hanımı ve mü'minlerin annesi olan Âişe ve Rasûlullah'ın en yakın arkadaşları olan Ebû Bekr ve Ömer radıyallâhu anhum ecmaîn hakkında Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ne buyurdu? 👇👇👇 Buhârî ve Müslim’in rivâyet ettikleri bir hadîste, ‘Amr İbnu’l-Âs radıyallâhu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e: *"İnsanlardan hangisi sana en sevimlidir?" diye sordum. Buyurdu ki: "Âişe'dir." Dedim ki: "Erkeklerden kimdir?" Buyurdu ki: "Onun babası (Ebû Bekr'dir.)" Dedim kim: "Sonra kimdir?" Buyurdu ki: "Ömer İbnu'l Hattâb'dır."* Buhârî, 3662; Müslim, 2384
Din
*OSMANLI DÖNEMİ HALKIN DÎN BİLGİSİNİN KAYNAKLARI* Osmanlı döneminde halkı zehirleyip Kitâb ve Sünnet yolundan alıkoyan yalan ve hurâfe dolu kitapların en yaygın olanları şunlardı: *1- Muhammediyye:* Yazıcıoğlu Mehmed tarafından Hicrî 853/Mîlâdî 1449’da yazılmış yalan, iftirâ ve hurâfe dolu bir kitaptır. Osmanlı döneminde halkın arasında en yaygın, en çok okunan, kendisinden dersler yapılan kitaplardan biriydi. Şiir şeklinde yazılmış, nesre çevrilmiştir ve şerhleri yapılmıştır. *2- Envâru’l-Âşıkîn:* Muhammediyye’nin yazarının kardeşi Ahmed tarafından yaklaşık aynı zamanlarda yazılmıştır. Muhammediyye kitabının nesir olan hâlidir. *3- Müzekki’n-Nufûs:* Hicrî 852/Mîlâdî 1448 yılında Eşrefoğlu Rûmî tarafından yazılmış bid’at ve hurâfe dolu bir kitaptır. *4- Kara Dâvûd:* Hicrî 1170/Mîlâdî 1541 yıllında ölmüş olan Ahmed oğlu Mehmed tarafından yazılmıştır. Üstte geçenlerden daha fazla yalan ve iftirâ içerir. Halk arasındaki en yaygın kitaplardan biriydi. *5- Ahmediyye:* Hicrî 1174/Mîlâdî 1760 yılında ölen Diyarbakırlı Ahmed Mürşidî tarafından yazılmıştır. Aynı şekilde bid’at ve hurâfelerle doludur. * * * Bunlar dışında da pek çok kitaplar var, maalesef toplumu asırlar boyu bu kitaplar zehirledi. Bu kitaplar meclislerde okunduğu gibi hoca ve vaizler de onlardan halka camilerde dersler yaparlardı. Ne yazık ki *_Riyâzu’s-Sâlihîn_* gibi mubârek bir kitap bile ancak Cumhuriyet döneminde Diyânet tarafından tercüme edilmiştir. Osmanlı halkı dînî açıdan çok büyük mahrûmiyette kalmıştır. *Acı da olsa gerçek bu!* Bu kitaplara göz atan kimse hiçbir kaynakta aslı olmayan, ilk defa uydurulmuş hiç öncesi bulunmayan şeylerle karşılaşır. Kur’ân ve hadîsin sevgisi gönlüne girmiş birinin bu kitaplar göğsünü daraltır. *Ecdâda duyduğumuz sevgi bizi körlüğe götürmemeli, Cumhuriyet dönemi Osmanlı
Şeyhulislâm Muhammed b. Abdilvahhâb rahmetullâhi aleyh der ki: ▪️ İhtilâf edilen konularda mü’minin hedefi ve maksadı; *Allah ve Rasûlü’nün emrini bilmek ve bununla amel etmek* olmalıdır. Hatâ etmiş olsalar bile ilim ehline ihtirâm etmeli ve saygı göstermelidir. Ancak onları Allah’ın yanı sıra rabler de edinmemelidir. İşte bu, kendilerine ni’met verilenlerin yoludur. ▪️Sözlerini atmak ve onlara saygı göstermemek ise gazab olunmuşların yoludur. ▪️Onları Allah’ın yanı sıra rabler edinmeye, “Allah şöyle buyurdu, Rasûlullâh şöyle buyurdu” denilince [bu buyrukları reddetmek için] “onlar [bağlı olduğumuz âlimler] bizden daha iyi bilirler” demeye gelince, bu da sapıtmışların yoludur. _*Mecmûatu’r-Resâili ve’l-Mesâil*_ (1/12)