Ehli Hadis

Ehli Hadis
@Eltimur
*_İmâm eş-Şâfiî Adına Uydurulmuş Bir Yalan_👆🏼* Büyük imâm Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî rahmetullahi aleyh hakkında meşhûr yalanlardan biri onun Ebû Hanîfe’nin kabrini ziyâret edip kabri ile teberrük ve tevessül ettiğine dâir rivâyettir. Âlimler bu rivâyeti isnâd ve metin yönünden değerlendirip bâtıl olduğuna hükmetmişlerdir. Bu rivâyeti isnâdıyla el-Hatîb el-Bağdâdî _*Târîhu Bağdâd*_ isimli eserinde naklediyor. Rivâyetin aslı Mukrim b. Ahmed’in *_Menâkibu Ebî Hanîfe_* isimli kitabında geçiyor. Bu kitap hakkında İmâm ed-Dârekutnî rahmetullahi aleyh: “Tümü yalan ve uydurmadır.” diyor. Rivâyetin isnâdında Ömer b. İshâk isimli râvînin kim olduğu bilinmiyor. Diğer bir râvi Ali b. Meymûn’un İmâm eş-Şâfiî ile görüşmüş ve ondan dinlemiş olduğu sâbit değil. Metne gelince böyle bir şeyin olabileceğine ancak sünnet hakkında, o asır hakkında ve eş-Şâfiî hakkında câhil olan kişi ihtimâl verebilir. İmâm eş-Şâfiî’nin bu câhil kimselerin hayallerindeki eş-Şâfiî ile hiçbir alâkası yoktur. Bu yalanı yayanlardan biri müteahhir Şâfiî fakîhlerinden (!) İbn Hacer el-Mekkî el-Heytemî’dir. Ömrünü Ehl-i Sünnet’e düşmanlığa adamış bir adamdan ne beklersiniz? Allah’ın kendi nûrundan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in nûrunu yarattığına, o nûrdan da bütün varlık âlemini yarattığına inanan bir adamdan ne beklersiniz? Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh.
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
📌 *FIRSATI SAKIN KAÇIRMA!* Hasan el-Basrî rahimehullah, bir kimse defnedildikten sonra kabrin başında durdu. Yanında duran bir adama dönerek şöyle dedi: *“Sence bu kişi dünyâya geri dönebilseydi, ne yapardı?”* -Adam cevap verdi: *“İstiğfâr eder, namaz kılar ve hayır işlerinde koşarak kendine âhiret için azık toplardı.”* -Bunun üzerine Hasan el-Basrî dedi ki: *“O artık bu fırsatı kaybetti; sen ise şimdi bu fırsatı sakın kaçırma!”*
Din
Allah’a ve öldükten sonra tıpkı dünyâdaki gibi et ve kemik bedenleriyle diriltilecekleri âhirete îmân eden bir müslümanın özelliklerinden biri de; *Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemesi ve aynı zamanda azabından da korkmasıdır.* ▪️ Yüce Allah şöyle buyurur: _"*De ki: Ey nefisleri aleyhine haddini aşmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar."*_ [Zümer, 53] ▫️Nebî ﷺ bir kudsî hadiste şöyle buyurdu: *"Yüce Allah dedi ki:* *Ey Âdem oğlu! Günahların göğe kadar ulaşsa bile, benden bağışlanma dilersen -işlediğin günahlara- aldırış etmem, seni bağışlarım.* *Ey Âdem oğlu! Sen bana yeryüzü dolusunca günahla bile gelsen eğer bana ŞİRK KOŞMADIYSAN, -işlediğin günahlara- aldırış etmem, seni yeryüzü dolusunca mağfiretle karşılarım."* [Tirmizi; 3540, Ahmed; 13493] ▪️ Yüce Allah yine kitâbında şöyle buyurur: *_"Kullarıma haber ver ki, gerçekten ben çok bağışlayıcıyım ve çok acıyanım. Ve azabım da çok acı bir azaptır."_* [Hicr, 49-50] ▪️ Yine şöyle buyurur: *_"Doğrusu onlar; hayırlı işlerde yarışıyorlar, ümid ederek ve korkarak bize yalvarıyorlardı."_* [Enbiyâ, 90]
Din
*Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem namazda ellerini kaldırdığında nereye kadar kaldırırdı?* 1- Omuzları hizâsına kadar kaldırırdı. Bunun delîli Buhârî ve Müslim’de muttefekun aleyh olan İbn Umer hadîsidir: (حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ ، عَنْ مَالِكٍ ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ، عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ *كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ* إِذَا افْتَتَحَ الصَّلَاةَ، وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا، وَقَالَ : " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ". وَكَانَ لَا يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ.) 2- Kulakları hizâsına kaldırırdı. Bunun delîli Müslim’in Mâlik b. Huveyris’ten rivâyet ettiği şu hadîstir: (حَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ *حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ،* وَإِذَا رَكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ، فَقَالَ : سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ.) Bu hadîsin aslı muttefekun aleyhtir. Ancak “kulaklar hizasına kadar” lafzı yalnızca Müslim’in Kâtâde > Nasr b. Âsım tarîki ile gelen ikinci rivâyetinde vardır. Müslim’in Buhârî ile aynı tarîkten yaptığı Mâlik b. Huveyris rivâyetinde bu lafız yoktur. 3- Elleri, baş parmaklar kulak yumuşağı hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Bunun delîli Vâil b. Hucr hadîsidir. (حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ ، عَنْ فِطْرٍ ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
Din
*RUKYECİ PEŞİNDE KOŞMADAN ÖNCE KENDİNİ DÜZELT!* ❌️ Namaz kılmaz! ❌️ Kuran okumaz! ❌️ Duâ etmez! ❌️ Zikir yapmaz! ❌️ Vaktini hayırlı işlerle geçirmez! ❌️ Gıybet ve dedikodudan başka söz ağzından çıkmaz! ❌ Hidâyetten yüz çevirip türlü dalâletlerin peşinden koşar. Bütün bunlardan sonra; sıkıldığında, daraldığında, bir musîbete uğradığında, işleri yolunda gitmediğinde ise "bana hased ediyorlar, bana nazar değdi, bana sihir yapıldı" der ve rukyeci peşinde koşmaya başlar. Senin bir rukyeciye ihtiyacın YOK! Bilakis senin nasûh bir tevbeye, Rabb'ine dönmeye ihtiyacın var. Zira kişi Allah'tan ne kadar uzaklaşırsa sıkıntı ve musîbetler bir o kadar artar. Gam, keder, hüzün ve acılar içinde sıkıntılı bir yaşamı olur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "...Her kim benim hidâyetime tâbi olursa o kimse sapıtmaz ve bedbaht olmaz. *Her kim de ZİKRİMDEN yüz çevirirse ona -dünyâda- SIKINTILI BİR YAŞAM veririz*..." [Tâha, 123-124]
Din