Günaydın. Bukowski'nin bizlere bir sorusu var:
"Sabah 6'da yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, başka birine para kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?"
Dindar olduğu için artık ahlaka ihtiyacı kalmadığını düşünenlerin ve rakı içtiği için kendini aydın sananların arasında delirmek üzereyiz... (alıntı- lakin fikrim aynı delirmek üzereyiz !)
Gözlerle duygular arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığını tartışabiliriz ya da sorumluluk duygumuzun normal bir görme yetisine sahip olmamızla ilgisi bulunup bulunmadığını kendimize sorabiliriz, ama doğal ihtiyaçlarımız iyice sıkıştırdığında, duyduğumuz acı ve çektiğimiz sıkıntı, bedenimizin kaldıramayacağı kadar yoğunlaştığında, içimizdeki hayvan dışarı çıkar.