EMEL KAYMAZ

EMEL KAYMAZ
Okuyun dostlar okuyun. Mürekkebin akmadığı yerden , kan akıyor !
Eskişehir
Eskişehir, 24 Temmuz 1985
210 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
10/10
·112 syf.·
2018 10. kitabı
Bu kitabı ikinci defa okuyuşum, ilkini yıllar önce okumuştum. Yine aynı hisler yaşadım. Ellerim titriyor bu kitaba dokunduğumda. Firdevs'e karşı derin bir saygı duyuyorum çünkü. Beni her seferinde sarsmayı başarıyor bu kitap, sarsmaması tuhaf olurdu zaten böyle bir yaşamı okumak ve Firdevs'in dünya ile ilgili derin tespitleri, hele ki bir kadının dramı başka bir kadını nasıl sarsmasındı.. Bu dünyada binlerce Firdevs var, insan kahroluyor yaşadığı dünyaya lanet ediyor, çünkü Firdevs'in de dediği gibi yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da erkekler ellerinde tutuyor. Cinsiyeti erkek olan bir dünyada yaşıyoruz. Duygu Asena'nın yazdığı kitap gibi Kadının adı hala yok.. Firdevs'in de adı yoktu adı fahişeydi.. Lütfen bu kitap, erkeklere ders olarak okutulsun! Yere batasıca erkekliklerini kadınlara karşı güç olarak kullanamayacaklarını, kullanmamaları gerektiğini öğrensinler. (Gece gece bütün feminist duygularım kabardı bak ya, neyse susuyorum) Ah Firdevs, kahrettin beni...
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
Sayfa 104 - Metis Yayınları
Ancak para kokusu almada erkek burnunun üstüne yoktur. Bir gün bir adam çıkageldi, kendisiyle evlenmemi istedi. Reddettim. Kocamın tekmesinin izi hala tazeydi. Ardından aşk arayan biri geldi, ama onu da reddettim. Eski aşk acısının izleri hala içimde yaşıyordu.
Sayfa 95 - Metis Yayınları
Bu Firdevs Beni Kahrediyor!
Hiç böyle bir acı yaşamamıştım, hiç bundan derin bir acı duymamıştım. Bedenimi erkeklere satmanın acısı çok daha azdı. O acı gerçek değil, düşseldi. Bir fahişe olarak kendim değildim; içimde hiçbir duygu uyanmıyordu. Duygularım gerçekten içten değildi. O zamanlar hiçbir şey beni incitemez, şimdi çektiğim acıyı yaşatamazdı bana. Kendimi asla şimdi hissettiğim gibi alçalmış hissetmemiştim. Belki de bir fahişe olarak o kadar aşşağılanmıştım ki, hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. İnsan sokağa düştüğü zaman hiçbir beklentisi kalmaz hiçbir şey umut etmez. Oysa ben aşktan bir şeyler beklemiştim. Aşkı tanıyınca insan olduğumu hissetmeye başlamıştım. Fahişeyken karşılıksız hiçbir şey vermez, hep alırdım. Ama aşık olunca bedenimi, ruhumu, aklımı ve tüm çabamı düşünmeden verdim. Asla bir şey beklemedim, sahip olduğum her şeyi verdim, kendimi tümüyle bırakıp tüm silahlarımdan, tüm savunmalarımdan arınarak çırılçıplak kaldım. Oysa fahişeyken kendimi korur, her an savaşırdım; hiç korunmasız kalmazdım. Gerçek benliğimi korumak için erkeklere dış kabuğumu sunardım. Yüreğimle ruhumu korur; bedenimi edilgen, hareketsiz, hissiz rolünü oynamaya bırakırdım. Edilgen olarak direnmeyi, hiçbir şey vermeksizin kendimi tümüyle korumayı, kendi dünyama çekilerek yaşamayı öğrenmiştim. Diğer bir deyişle, erkeklere bedenime sahip olabileceklerini, ölü bir bedene sahip olabileceklerini, ama tepki göstermemi, heyecanlanmamı, haz ya da acı duymamı beklememelerini söylerdim. Hiçbir çaba, hiçbir enerji harcamaz, sevgi gösterisinde bulunmaz, düşünmezdim. Dolayısıyla hiç yorulmaz, tükenmezdim. Ama aşkta her şeyimi vermiştim; yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı... Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim. Tek bir şey dışında hiçbir şey
Sayfa 88 - Metis Yayınları