Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak:
-Ne hacet! İstanbul’u da size verelim! dedi.
Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girit’i ve Medine’yi bırakırsak Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk.
Çocuklarımızın Avrupa’sı Marmara ve Meriç’te bitiyor.
İnkıraz ve kurtuluş gibi, bir milletin tarihinde ikisi bir asır içine pek az defa sığmış olan ve yalnız biri millî tarihin bir büyük faslı olan iki hadiseyi dört, beş yıl içinde görüp geçirmiş, en büyük acıyı ve en büyük millî sevinci tatmış olanların hikayeleri okunmaya değer.