Bir çocuktan farklı hissetmesini talep etmenin daha aşırı örnekleri, bir ebeveyn öfkelendiğinde ya da sinirlendiğinde veya çocuğu korktuğu için kötü hissettirerek ya da utandırarak motive edebileceğine inandığında gerçekleşir. Önceki örnekte Carmen’in oğluna giderek daha çok kızdığını, sözlerinin giderek daha sert ve yargılayacak hale geldiğini fark etmişsinizdir. Önce ona sudan korkmayan diğer çocuklara bakmasını söylüyor; çocuk bunu zaten biliyor ve bu konu ona utandırıyor. Sonra bir bebek gibi davranmasını söylüyor ve Sabri tükenince ona diz boyu suda gerçekten de boğulcağını mı sanıyorsun diye sorarak korkusunu alaya alıyor. Anne burada oğluna karşı kötü ya da düşmanca davranmaya çalışmıyor. Sadece oğlunun korkusunu yenmesine yardım edemediğini ve son girişiminin de oğlunun onun dediklerini yapmaya istekli olmaması yüzünden başarısız olduğunu hissedip hayal kırıklığı yaşıyor.

Pekçok insan kendisinin fiilen var olan evrenlere karşılık geldiğini, fiziksel bedeninin ise bir görünür doğa olduğunu, bu doğanın yapısının, söz konusu evrenlerdeki gizli potansiyellerin ortaya çıkışına aracı olduğunu bilmez.
Saçlarını sever insan. Ama o saçlar yemeğine düştüğünde, değil… tırnakları değerlidir… ama kesildikten sonra değil… her ne ki bedenden ayrılır, artık varliginin şekli değişir… her ne ki candan uzaklaşır, ağır ağır sönümlenir… öyleyse her şey, geri ve zaman uygunsa bir kutlama, değilse bir kuru gürültüdür… Öyleyse her insan, ancak işlevi üzere yürüyorsa anlamlı, yolunu bulamamışsa, anlamdan uzaktır…
İlişkiler, bizim aynalarımız. Kendimize çektiğimiz şeyler daima ya sahip olduğumuz özelliklerin ya da ilişkiler hakkındaki inançlarımızın aynası oluyor…. Onların bir şekilde hayatınıza uyan yönleri olmasaydı, onları çekmezdiniz ve hayatınızda yerleri olmazdı.