Abdülhamit Yönetimi 1877'den 1922 senesine kadar geçirilen bütün milli felaketlerin ya doğrudan doğruya sebebi veya başlıca hazırlayıcısıdır.
Bu koyu baskı ve işkence döneminde millet, kasten, çevresini ve kendini görmeyecek kadar yoğun bir karanlık içinde tutulmuştur. Bu dönemin, ülkeye yaptığı kötülükler saymakla bitmez. Padişah, yalnız taç ve tahtını ve şahsını koruma araçlarını kuvvetlendirmekten başka bir şey yapamamıştır.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, gaddarlar yek olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş kurumların her tarafta yıkılması kaçınılmazdır.
Kralların ve padişahların baskısına, dinler dayanak olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar etraflarını alan papazlar, hocalar tarafından yapılmış özendirmelerle, ilahi hukuka dayanmışlardır. Egemenlik, bu hükümdarlara Allah tarafından verilmiş olduğu düşüncesi uydurulmuştur. Buna göre, hükümdarlar, ancak Allah'a karşı sorumludurlar. Kudret ve egemenliğinin sınırı yalnız din kitaplarında aranabilir.