Şu yargıçlar! Yargılar ya, bazen kendi yetkilerini aşarak tüm adaleti bir yana bırakırlar! Bununla birlikte, efendim adalet vardır! Zamanı gelince, onları da yargılarlar. Eğer dürüst ve iyi iseler yakayı kurtarırlar. Ama zulmetmişlerse, kader de onlara zulmeder ve en kötü sıkıntılara uğratır! Gelip geçenlerin alaylarına ve acımalarına alet olurlar. Yasa budur! Bu da ondan ötürüdür! Ve kader sadece mantıkla işini yürütür!
Ruhu daima aynı kalacak, yüreği ölünceye kadar öyle vuracak sanmışken, işte ona da yaşı, o her şeyi en hakiki rengi ile görüp anlamak yaşı geldiğini görüyordu.
Mutlu olsak bile yaşam, yalnızca yok eden yaşam, yalnızca yiyen, yıkan, öldürüp ezen yaşam egemen oluyordu.
“Ah ancak ölüm olmasaydı dünya ne müthiş bir cehennem olurdu.” diye kalbi sıkıldı.
“Ancak herkesin yaşamında da böyle başkalarının iğrenç bulacağı anlar vardır.” demek istiyordu. Ancak onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğüydü. Kendine saygı duymamak kadar ona azap veren bir durum yoktu.