Bakmayın böyle sayıklayıp durduğuma. Kaptan kaba döküldüm, renkten renge boyandım. Acı, dilime vurdu benim. Sizi bilirim. Turgut Uyar'ın dediği gibi:
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Benimse dengem çoktan bozuldu.
Sahi Bayım, tarihin başlangıcından bu yana var olduğunuz muhakkak ama merak ediyorum: Siz hep böyle miydiniz? Genetik misiniz? Yoksa çevre ve zamanın eseri, sonradan görme misiniz?
Sizin bahçeniz düzenli, eyvallah! Çiçekleriniz pek bakımlı, maşallah! Dünyayı yerinden oynatacak ayağınızı bastığınız toprak tertemiz, inşallah! Şımarık oğlunuz tosunlar gibi. Ölü sizinse rahmetli, çocuk sizinse kıymetli. Ağaç, sizin bahçenizdeyse güzel. Kedi, köpek sırmalı tasmasıyla sizinse değerli. Karnı tok sırtı pekten çok ötesiniz. Yelkeninize ters yönden esmediği müddetçe her türlü fırtınaya razı gelebilirsiniz.
Burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.
Un ufak olmak iyidir olmamaktan,
Hiç böyle demedim, rabbim de bilir
Bu bozuk güzellik kalbimi yoran...
Bir sandalye çektim zor günlerin altına
Ah ama
Kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile
Beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa
Bana düşüyor, her yağmur tanesini
Suya götürmek, o serin ırmaklara
Kaç düğüm şimdi bizi birbirimize bağlar?
......
Dokunmasına tanık olduğum, hikmetine erdiğim bir halı için, şimdi bir servet harcayabilir, aynı otobüsü üç kez kaçırabilirim.