"Bazı insanlar için
şunu söyleyebiliriz:
Tanıştık, sevindik.
Tanıdık, üzüldük."
En son İnstagram hesabından böyle bir paylaşım yapmış şair. Ben de böyle girmek istedim incelememe. Güzellik Uykusu ile tanıdığım, Uçuş Denemeleri ve Kimsenin Kalbi ile tanıdıkça daha da sevdiğim Sözü Yormadan ile yeniden bir araya geldiğim bir isim İbrahim Tenekeci Memleketlim, aynı yolları yürüdüğüm, aynı yerlerden su içtiğim insan...
"Dünya küçük demişlerdi, nerdesin?" (s. 28)
Şairin en sevilen şiirleri kendi seçimleri ile bir araya getirilmiş eserde. Bir resital adeta. Kendini ve eserlerini de tanıtan güzel bir başlangıç yazısı yer alıyor şiirlere girmeden... "İbrahim Tenekeci'nin şiirlerinde hayata dair her şey vardır. Sesi yüksek perdelere ihtiyaç duymaz. Onun şiiri sadelik ve samimiyet şiiridir." O kadar güzel anlatılmış ki... Sade, duru, bizden... "Ağzın tat görmesin hayat /Kandırdın beni."
"Sorma,
Yangın sönseydi suyla,
Denizler her akşam böyle yanmazdı." (s. 36)
Onun kalemiyle tanışıklığınız varsa eğer içindeki birçok şiirle daha önce karşılaşmış olmanız mümkün. Herkesin anlayabileceği, kendini bulabileceği şiirler. Eserin ismi gibi sözü yormamış şair. Olanca inceliğiyle dökmüş duygularını kelimelere. Sadeliği tam bir kelime ustası olmadığı anlamına gelmesin. Zira 2008'de yılın şairi seçiliyor. Aldığı ne ilk ne de son ödül olsa gerek...
"Otuz yıl yaşadım, elde var sıfır." (s. 27)
Bazı dizelerde kendini bulursun. Yoruyor insanı bu otuzlar. Tatmin olamıyorsun asla. Ne kadar koşuşturmalı da geçse hep bir eksiklik hissi. Dönüp bakıyorum arkama ve ölünce unutulmayacağım hiçbir şey göremiyorum: elde var sıfır. Ha bunda yalnız yenilmişliklerimiz değil, hakkımızın yenilmişliği de etkili elbet...
"Rabbim,
Hakkımı al benim haksızdan." (s. 72)
Çok uzatmak istemiyorum. Şair yormamış şiiri, benim incelememi okuyan
Edebiyatın o kendine has dünyasında dolaşırken bazen insan gerçekten nefes almak istiyor. Hani böyle kalın kalın romanlardan biraz uzaklaşıp daha hafif, daha içten şeyler okumak… Yağmurlu bir akşamüstü, elinde kahveyle cam kenarına geçip, kelimelerin seni yormadan içine aktığı o hissi arıyorsun. İbrahim Tenekeci gibi yazarlar tam da böyle anlarda iyi geliyor bana. Çok süslü cümlelere girmeden, hayatın içinden şeyleri sade bir şekilde anlatıyorlar. Şiir gibi ama aynı zamanda sohbet ediyormuşsun gibi… O yüzden bazen klasiklerin o ağır havasından çıkıp böyle sakin metinlere uğramak iyi geliyor; insanı yormadan, usulca toparlıyor.
Merhaba kıymetli okur arkadaşlarım;
İbrahim Tenekeci ‘nin kaleme aldığı bu şiir kitabında da şairin önceki yazım tarzını ve kendi üslubunu göreceksiniz. Genel bir şiir dili düşündüğümüzde İbrahim hocamızın dili onlara kıyasla çok sade. Kitabın temasını birkaç kelime ile özetleyecek olursam; çocukluk özlemi, saflık, ölüm ve yaşamın zorluğu diyebilirim. İlgililerine keyifli okumalar dilerim.
Havalimanında gezinir iken, parfümlerin arasına girdim. Almaktan ziyade öylesine zaman geçirmek istemiştim. Markadan markaya geçiyorum, bakıyorum, kokluyorum, almaktan çok, birazda tanıyıp kokuları bilgi sahibi olmak istiyordum. Kazakistanlı bir kadın yanıma yaklaşıp “ eğer çektiğin kokuyu hissetmiyorsan o koku senindir” dedi. Bütün kokuları hissetmiştim oysa, annemin dizine 12 yıllık yorgun gurbet başımı koyuncaya dek.
Bu kitabıda ona benzettim. Çoğu şiir kitabını okur iken, bazı kelimeler insanı yoruyor, belki de insana uymayan bir kaç dize ile karşılaşılabiliyor... Ama bu kitap“ Anne ben geldim, ağrıyan başımın, sızlayan yanlarımın merhemi sende. Anne bana oku… “ der gibi… eve girdiğimde özlediğim bir koku vardı, merdivenlerini çıktığım binanın her adımında çocukluğumun hızlı koşuşturmalarının kokusu vardı. Açılan kapının ardında yüreğime dokunan özlemin, çığlık çığlığa yükselen sesinin yankılanışı duyuluyordu. “ kitabı ilk açtığımda da bunu hissetmiştim” Ve ilk şiir
“içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…”
Hem seslendirmiştim bu şiiri 6-7 ay önce hemde çığlık çığlığa yükselen bir haykırışın sessiz yankıları oldu.
evet kıyaslamayı büyük yapıyorum yalnız kitabı gurbette okudum, ilk kapı açılışı, ilk koku, ve direk evimden bana gelmesi bana bu hissi yaşattı.
İbrahim Tenekeci’ye ayrı bir hayranım. Şaşırtır beni her zaman. Bazen bir dize beni saatlerce düşündürür… yok artık bu zamanda o oluyor mu demeyin. İbrahim abinin şiirlerinde oluyor. Mesela “ bağırıp duruyorum denizin ortasında/ su buradan ne kadar uzakta “ “kendimi de koysam ayağımın altına/ yine de yetişemiyorum ey aşk/ omzunun hizasına”
Resmi bir inceleme ve eleştiriden çok, ne aldığımı ya da kitabın arasına neler bıraktığımı yazmak istedim. Anayasa yahut hukuk kitabı
İbrahim abinin şampiyonlar ligi gibi olmuş. Birçok güzel şiiri bu kitapta toplanmış sanırım. Sözü yormadan yazar hep. Bu sefer kitabın ismini koymuş halinin ifadesi olarak. Zamanımızın Yunus Emre'si gibidir. Keyifli okumalar..
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020964 okunma
İbrahim Tenekeci'nin, eseri tam da adının hakkını vererek kelimeleri abartmadan ve büyük laflar etmeye çalışmadan yazılan bir eser.
Şair, kendini insanlara karşı 'yabani', 'durgun' ve 'çekingen' olarak tanımlıyor.
Şiirlerde yoksulluk, insanın çocukluk özlemi ve tabiatla ilgili şeyler var.
Kitap boyunca ölüm, yalnızlık, Allah'a yakarış ve kaybedilen doğal hayata duyulan hüzün sıkça karşımıza çıkıyor. Tenekeci ölümü, hayatın munis ve doğal bir parçası, yorgunlukların bittiği bir dinlenme durağı gibi ele alıyor.
Gündelik hayatın içindeki sıradan detayları Türkçenin az ve öz hâliyle okumak isteyenler için dinlendirici bir okuma deneyimi.
Bazı kitapların yeri apayrıdır. Onlardan biri hangisi derse bir okur cevabım bu kitaptır. Sevgili İbrahim Tenekeci hakikaten sözü yormamıştır. Peki.. Ya gönlümü? Belki de insan için en tehlikeli yolculuk yüreğinin karanlık ve tenha sokaklarında bir başına gezinmesidir. İşte bu kitabın meltemi beni o sokaklara itmiş, elimi korkmayayım diye de şiir ile sımsıkı tutmuştur. Yoksa.. Ne mümkündü o sokaklarda kaybolmamak..
SÖZÜ YORMADAN
Ölümden korkuyor musun diyor okurun biriNeden korkayım, ona ne yaptım ki?Bir kez olsun binmedim saltanat kayığınaÖmrüm boyuncaHeyelan bölgesinde yaşadım sanki...
Bu dünyada heyelan bölgesinde yaşar gibi ömrünü sürdürdüğünü söyleyen bir şair ;
İbrahim Tenekeci.
Kendisinin hoş şiirleri, benzetmeli satırları ve ölümü hatırlatmaktan geri durmayan mısralarıyla yeni yeni tanışıyorum.
Okuduğum her eserinden sonra dilimin ucuna farklı mısralar pelesenk oluyor. Bu durum elimde olmadan oluyor çünkü şairin benzetmeleri ve temaları öyle biz ki...
Okuduğum her şiir başlığından sonra mısraların arasında "hangisi daha çok ben?" diye karar vermeye çalışırken kayboluyorum.
Ve sahiden her eserini ayrı bir merak ayrı bir istekle okuyor, terennüm ve tefekkür ediyorum.
Üstadın önce kelamına daha sonra da kalemine sağlık diliyorum ve ömrüne de bereket. Rabbim nasip ettikçe de okumaya devam edeceğim -normalde de hiçbir dem şiir kitabı incelemesi yapmak geçmemiştir aklımdan- ama İbrahim Tenekeci'nin eserlerinin okunmasını tavsiye ediyorum bilakis en çok şiir severlere...
Keyifli okumalar diliyorum.. :)
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020964 okunma
Kalemine, yüreğine, emeğine sağlık.
İbrahim Tenekeci’nin seçme şiirlerinden oluşan Sözü Yormadan, uzun bir çabanın özeti olarak okunabilir. Şiirler şairin kendi seçimidir. Böylece otuz yıllık bir yürüyüşün işaret taşları ortaya çıkmış oluyor.
İnsanı yerinden eden gözlerin
Suların serin, toprağın haklı
Kusursuz kuşlar, çayırlar ve tay
Anlatma, inanmazlar – hep öyledirler
Ölmekten dönerler her akşam eve
Ekmeği bilirler, bilmezler buğday
Yukardan bakarlar, dünyadan sana
Sakın sırrını deme onlara
Düzlükte garipsin, dağlarda pırnal
Bulmuşsun fakat yeniden ara.
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020964 okunma
1 Eylül 1970 tarihinde Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.
İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü. 1998-99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. Milli Gazete'de köşe yazarlığı ve düşünce sayfası editörlüğü yaptı. 2000-2005 yılları arasında, 36 sayı yayınlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun yayınlarında dizi editörlüğü yaptı. Kırk civarında şiir, hikâye ve deneme kitabının yayınlanmasına vesile oldu.
Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Şairi seçildi. Aynı yıl, Yılın Yazarı ödülünü de aldı. Evli ve beş çocuk babasıdır.