Bir gün ölüp gideceğini ve her şeyin geçici olduğunu bilerek yaşayan ve hayatında sürekli bir anlam arayan biz insanlar bu anlamı, anlamlı şeyler yaparak bulabiliriz.
Çocuğun içinde bulunduğu ilişki, ona iki mesaj vermelidir. Birinci mesaj,herkesin kendi iç dünyasını en iyi kendisinin bilebilecegi, ikincisi de sorumlu özgürlüğün ancak ve ancak insanın iç dünyasında doğup gelişeceğidir. Başkalarının haklarına ve farklılıklarına saygı göstermeyi öğrenmeden önce çocuk, kendine olan anlayışının artmasından kaynaklanan kendine saygı ve gururu öğrenmelidir.
Anlayış öyle değişken anlamlar kazanır ki, tek belirleyici etken "kendine bilinç" olur.Bu anda insan şu gölge dolu dünyanın ancak kendi düşünce, duygu ve gereksinimleri ile belirlendiğini kavrayabilir.Bizden başka birinin davranış nedenlerini bilemesek bile,her bireyin kendisi için anlamlı olan, özel bir dünyası olduğunu teslim etmemiz gerekir.Bu dünyayı kişi kendi bütünlüğü ve kendine olan saygısı ile ortaya çıkartmıştır .
Kararan gökyüzü, yargıların yumusamasina ,duyguların bilinci bastirmasina izin veriyor.Bu loş ışıkta gözlenebilen olasılıklar öyle çok ki, herhangi bir şeyden emin olmak olanaksız. Işte böyle zamanlarda, kuşkuların yararı ortaya çıkar.
Işte yine akşamın belirsiz gölgeleri , gerçeğin belirgin sınırlarını örtmekte.Yakın çevreyi yumuşak bir belirsizlik kaplamakta.Şimdi zaman siyah mı beyaz mı zamanı değil.Şu şudur bu da bu ,diyemeyiz.Çünkü nesnelerin oldukları gibi görünecekleri ve tüm yanıtların belirlenebilecegi aydınlık yok artık.