Emir Ruşen

Emir Ruşen
@EmirRusen
Üsküdar, İstanbul
4 Kasım 1999
73 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
İmparatorluk'ta mutluluk bir görev, mutsuzluk ise bir bozukluk olarak görülür. Reklam şirketleri ürünler yerine mutluluk deneyimleri pazarlıyor ve bu eğilim giderek artıyor: Burada mutluluk plajda rahatlatıcı bir dinlenme, barda coşkulu bir gece, sıcak bir günde içilen ferahlatıcı bir içecek ya da emeklilikle gelen güvenlik ve memnuniyettir. Tüketiciler olarak, özellikle bizi mutlu eden ürünler konusunda incelikli bir algıya sahip müşterilere ve bilirkişilere dönüşmemiz için teşvik ediliriz. Çalışanlar olarak işimizi yaparken mutlu olmanın yollarını keşfetmemiz beklenir. Neoliberal kapitalizm zevk, saadet, doyum, canlılık, zindelik veya memnuniyet vaat ederek, özneleri -istek ve zaaflarına (ve tabi bütçelerine) bağlı olarak- yaşamlarını bu mutluluk arayışı üzerine kurmaları için teşvik eder. Söylemek istediğimiz şey, mutluluğun her zaman kötü olduğu ya da mutlu olmanın İmparatorlukla suç ortaklığı kurmak anlamına geldiği değil. Mutluluk birinin daha yaşam dolu hissetmesini sağladığı ve özgücünü artırdığı sürece isyankâr ve tehditkâr da olabilir. Fakat ne zaman yaşamın anlamıymış gibi peşine düşülüp ele geçirilmesi gereken bir şey olur, işte o zaman dönüştürücü potansiyelini de kaybeder. Böylelikle, mutsuz hissettiğimizde -depresyonda, endişeli, bağımlı veya "kafayı yemiş" olduğumuzda- kendimizi düzeltmekle ya da en azından semptomlarımızı kontrol altında tutmakla görevlendiriliriz. İmparatorluk her yeri duvardan duvara mutluluk halısıyla döşeyerek bizi uyuşturur.
İletişim Yayınları
İnsan ve Toplum
Emir Ruşen
Mutluluk ve neşe arasındaki ayrımı önemli görüyorum. Sizin gibi ben de neşeyi önemsiyorum, çünkü bence neşe eyleme geçiren bir tutku. Bir durgunluk hali değil. Her şeyden olduğu haliyle memnun olmak değil. Hem kendi içimizde, hem de yakınımızdaki insanların içinde büyüyen gücün potansiyellerinin farkına varma sürecinin bir parçası. Bir dönüşüm sürecinin getirdiği bir duygu, bir tutku. Ve bir gelişim süreci. Bu nedenle de, durumunuzdan memnuniyet duymanız gerekmez. Böylelikle, değiştirme gücünüzün olduğunu, başka insanlarla birlikte bir şeyler yaparken değiştiğinizi fark edersiniz. Neşe, mevcut koşullara teslim olmak değildir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İmparatorluk'ta mutluluk bir görev, mutsuzluk ise bir bozukluk olarak görülür. Reklam şirketleri ürünler yerine mutluluk deneyimleri pazarlıyor ve bu eğilim giderek artıyor: Burada mutluluk plajda rahatlatıcı bir dinlenme, barda coşkulu bir gece, sıcak bir günde içilen ferahlatıcı bir içecek ya da emeklilikle gelen güvenlik ve memnuniyettir. Tüketiciler olarak, özellikle bizi mutlu eden ürünler konusunda incelikli bir algıya sahip müşterilere ve bilirkişilere dönüşmemiz için teşvik ediliriz. Çalışanlar olarak işimizi yaparken mutlu olmanın yollarını keşfetmemiz beklenir. Neoliberal kapitalizm zevk, saadet, doyum, canlılık, zindelik veya memnuniyet vaat ederek, özneleri -istek ve zaaflarına (ve tabi bütçelerine) bağlı olarak- yaşamlarını bu mutluluk arayışı üzerine kurmaları için teşvik eder. Söylemek istediğimiz şey, mutluluğun her zaman kötü olduğu ya da mutlu olmanın İmparatorlukla suç ortaklığı kurmak anlamına geldiği değil. Mutluluk birinin daha yaşam dolu hissetmesini sağladığı ve özgücünü artırdığı sürece isyankâr ve tehditkâr da olabilir. Fakat ne zaman yaşamın anlamıymış gibi peşine düşülüp ele geçirilmesi gereken bir şey olur, işte o zaman dönüştürücü potansiyelini de kaybeder. Böylelikle, mutsuz hissettiğimizde -depresyonda, endişeli, bağımlı veya "kafayı yemiş" olduğumuzda- kendimizi düzeltmekle ya da en azından semptomlarımızı kontrol altında tutmakla görevlendiriliriz. İmparatorluk her yeri duvardan duvara mutluluk halısıyla döşeyerek bizi uyuşturur.
İletişim Yayınları
İnsan ve Toplum
Emir Ruşen
Söylemek istediğimiz şey, mutluluğun her zaman kötü olduğu ya da mutlu olmanın İmparatorlukla suç ortak kurmak anlamına geldiği değil. Mutluluk birinin daha yaşam dolu hissetmesini sağladığı ve özgücünü artırdığı sürece isyankar ve tehditkar da olabilir. Fakat ne zaman yaşamın anlamıymış gibi peşine düşülüp ele geçirilmesi gereken bir şey olur, işte o zaman dönüştürücü potansiyelini de kaybeder. Böylelikle, mutsuz hissettiğimizde -depresyonda, endişeli, bağımlı veya "kafayı yemiş" olduğumuzda- kendimizi düzeltmekle ya da en azından semptomlarımızı kontrol altında tutmakla görevlendiriliriz. İmparatorluk her yeri duvardan duvara mutluluk halısıyla döşeyerek bizi uyuşturur.
İmparatorluk'ta mutluluk bir görev, mutsuzluk ise bir bozukluk olarak görülür. Reklam şirketleri ürünler yerine mutluluk deneyimleri pazarlıyor ve bu eğilim giderek artıyor: Burada mutluluk plajda rahatlatıcı bir dinlenme, barda coşkulu bir gece, sıcak bir günde içilen ferahlatıcı bir içecek ya da emeklilikle gelen güvenlik ve memnuniyettir. Tüketiciler olarak, özellikle bizi mutlu eden ürünler konusunda incelikli bir algıya sahip müşterilere ve bilirkişilere dönüşmemiz için teşvik ediliriz. Çalışanlar olarak işimizi yaparken mutlu olmanın yollarını keşfetmemiz beklenir. Neoliberal kapitalizm zevk, saadet, doyum, canlılık, zindelik veya memnuniyet vaat ederek, özneleri -istek ve zaaflarına (ve tabi bütçelerine) bağlı olarak- yaşamlarını bu mutluluk arayışı üzerine kurmaları için teşvik eder. Söylemek istediğimiz şey, mutluluğun her zaman kötü olduğu ya da mutlu olmanın İmparatorlukla suç ortaklığı kurmak anlamına geldiği değil. Mutluluk birinin daha yaşam dolu hissetmesini sağladığı ve özgücünü artırdığı sürece isyankâr ve tehditkâr da olabilir. Fakat ne zaman yaşamın anlamıymış gibi peşine düşülüp ele geçirilmesi gereken bir şey olur, işte o zaman dönüştürücü potansiyelini de kaybeder. Böylelikle, mutsuz hissettiğimizde -depresyonda, endişeli, bağımlı veya "kafayı yemiş" olduğumuzda- kendimizi düzeltmekle ya da en azından semptomlarımızı kontrol altında tutmakla görevlendiriliriz. İmparatorluk her yeri duvardan duvara mutluluk halısıyla döşeyerek bizi uyuşturur.
İletişim Yayınları
İnsan ve Toplum
Emir Ruşen
Mutluluk, köpeklerin arabaların peşinden koştuğu gibi peşinden koşmamız beklenen saçma sapan bir şeydir, sürgit bir iyilik hissetme halinin mümkün olduğunu ima eder... Güvende olduğumuzu ve sevildiğimizi hissetmek önemlidir; fakat bence, neşe çeşitli anlarda parıldayıverir ve böylelikle ilgileneceğimiz başka önemli şeyler buluruz. Mutluluk ise -dört tarafı ruhsal halimizin halılarıyla duvardan duvara kaplamak gibidir- biraz abartıdır.
Vatanlarına özlem duyarlar. Neden? Çünkü oraya alışkındırlar. Vatan, alışkanlıktan öte bir şey değildir. İnsanlar da alışkanlıkların kölesidirler. Alışkanlıkların kölesi oldukları için yeryüzünü vatan diye adlandırdıkları küçük bölgelere ayırdılar. “Bu benim vatanım, şu senin vatanın; vatanının sınırları içinde kal, vatanının sınırlarını aşma; aksi takdirde kılıçla karşılık veririm sana," diye. Kılıç, vatan alışkanlığına ve “vatanperverlik" adıyla tapındıkları puta kul oldukları günden beri, insanların boyunlarını hâlâ vurmaya devam ediyor.
Kaknüs Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Emir Ruşen
"Milliyetçilik her şeyi mahvediyor. Tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü. Vatanlarımızın aptallıklarının içinde sürükleniyoruz. Dürüst ve iyi niyetli olmak neye yarar, eğer tepedeki bir avuç insan böyle olmak istemezse. Boğa kırmızı bez parçasına baktığında ne görüyorsa, onlar da başka bir bayrağa baktıklarında aynısını görüyorlar. Bu vatanperverlikten sıyrılmalıyız. Vatanların canı cehenneme!"
Başka insanlarla yeterince ilişki kurmak imkânını bulamadığımız için onlara düşman oluyoruz. Onlara karşı davranışımız çoğu zaman hatalıdır; vermiş olduğumuz yargılar genellikle yanlıştır; çünkü insan tabiatını gerektiği gibi anlayamıyoruz. İnsanların birbirlerini fark etmeden birbirlerinin önünden gelip geçtiklerini, birbirleriyle ilişki kuramadıklarını, çünkü yalnızca toplumda değil ailenin dar çevresi içerisinde bile birbirlerine yabancı olarak kaldıklarını söylemek, sık sık tekrarlanan bir gerçeği dile getirmektir.
İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Emir Ruşen
#159124519