Hemen bütün İslam dünyasında büyük bir çoğunlukla tarikat ve tasavvuf faaliyetleri, ulusalcı rejimlerin bilinçli müsamahası altında ilgili rejimlerle bütünleşerek sürdürülebilmektedir. Tarikat ve tasavvuf grupları, sadece antikomünist olmaları koşuluyla hâkim politik düzenleri İslami niteliklerine bakmaksızın içtenlikle desteklemeye devam etmektedir. hâlen İslam dünyasında saf İslami akımlardan ziyade, ulusal kültür ve tarih birikimiyle bütünleşmiş, ulusal rejimlerin desteğine mazhar olmuş akımlar ağırlıkta bulunmaktadır.
İslam'a statükocu düzenlerin kimi sorunlarını çözümleme görevi verilemez. Statükocu rejimleri ıslah etmek, İslam'ın işi değildir. İslam'a, statükocu düzenlerin varlıklarını sürdürmeleri yolunda herhangi bir sorumluluk yüklenemez. İslami gerçek böyle olduğu hâlde, günümüzde İslam, hâkim politik düzenler tarafından ulu orta, bu düzenler hesabına kullanılabilmektedir.
Hâlen, pek çok ülkede İslami hareket olarak bilinen ve İslam adına etkinliklerini sürdüren pek çok akım, ne yazık ki sadece ulusalcı sentezlere dayalı politikalar üzerine oturtulmuş bulunmaktadır. Bu İslami hareketler, statükocu rejimleri bütünüyle değiştirmeyi değil, ıslah etmeyi amaçladıklarını açıklamaktadır. Siyasal, kültürel ya da düşünsel pek çok İslami akıl, hâkim politik düzenlerin koyduğu sınırları peşinen kabul ederek faaliyet gösterebilmektedir.
Cahilî hayatın mukaddeslerine bağlı kalınarak modern hayatın üslubuna dayalı olarak İslamlaşmak kabil değildir. Kendi heva ve hevesleriyle savaşamayan bir topluluğun düşmanlarıyla savaşması beklenemez.
Hâkim dünya görüşü çevresinde kümelenen Müslüman halklar, farklı kültürlerin ardında sürüklenip durmaktadır. Müslüman halklar, kimi zaman modern kültürün, kimi zaman ulusal kültürün, kimi zaman resmi kültürün, kimi zaman geleneksel kültürün gereklerini yerine getiriyor, ancak İslam kültürünün gereklerini yerine getirmiyorlar.
Müslümanların bağımsız ve bağlantısız, özgür ve özgün bir toplum modeli gerçekleştirme yolundaki mücadeleleri, İran'da olduğu gibi emperyalistler tarafından kan ve ateşle bastırılmak isteniyor. Görüldüğü üzere, İslam'a bütünüyle sahip çıkmanın bedeli kan ve ateşle sınanmaktır. Sömürgecilerin bağımsız bir Müslüman dünya tasavvuruna bile tahammülleri yoktur. Özgün bir İslami yapılanma istedikleri için İran'da Müslümanları, emperyalistler savaşla cezalandırmak istediler.