Öğrencilere ödev olarak bir-iki cümleyi aşan bir şey okumalarını söyleyin ve birçoğu -üstelik bunlar A'lık öğrencilerdir- derhal yapamayacaklarını söyleyerek itiraz ederler. Hocaların en sık duyduğu yakınma, bunun sıkıcı olduğudur. Buradaki mesele yazılı malzemenin içeriği değildir pek; okuma ediminin kendisi 'sıkıcı' olarak kabul edilir. Burada karşı karşıya olduğumuz şey, oldum olası varolan öğrenci tembelliği değil, konsantre olamayacak kadar yerinde duramaz', post-okuryazar 'New Flesh' ile çürüyüp dağılan disiplin sisteminin kısıtlayıcı, yoğunlaşmacı mantığı arasındaki uyumsuzluktur. Sıkılmak düpedüz mesaj atmanın iletişime dayalı duyumsal-uyarıcı matrisinden YouTube'dan ve fastfood'dan uzak kalma anlamına geliyor; bir anlığına bunlar kısıtlanırsa, kesintisiz yapay haz akışı talebi başlıyor. Bazı öğrenciler, tıpkı bir hamburger ister gibi Nietzsche istiyorlar; Nietzsche'nin hazmedilemezliğini, güçlüğünü kavramayı başaramıyorlar. Üstelik tüketimci sistemin mantığı da bu yanlış anlamayı körüklüyor