Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görülmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor hem de korkunç bir şiddetle istiyordu fakat ne için bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti?
Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğüsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...