Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil, daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Daha sessiz kalmalı, düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. Daha az zihin, daha fazla kalp olmalısın. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın; yaşam adındaki sihirin, Tanrı olan sihirin, yeşil ağaçlarda, kırmızı çiçeklerde olan sihirin, insanların gözlerinde bulunan sihirin... Sihir her yerde yaşanıyor. Her şey ayrı bir mucizedir. Ama sen aklın yüzünden, kendi içinde kapalı kalıyor, bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun. Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. Çünkü zeka, senin tüm varlığını harekete geçirir. Sadece bir kısmını, küçük bir kısım olan kafayı değil.
Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. İnsan sadece bütünü takip eder. Ve bütün de bireyin içine akar. Tıpkı nefes almak gibi. Nefes alıp, nefes verirsin. Nefes aldığın zaman, bütün içine girer. Nefes verdiğin zaman, sen bütüne girersin. Bu sürekli bir akıştır, sürekli bir paylaşımdır. Bütün, sana kendini sunar. Sen de kendini bütüne sunarsın. Denge asla kaybolmaz.