Emir Özdemir

Emir Özdemir
@Emirotti
4 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
felsefe okumaya nereden başlamalı?
Puan vermedi·360 syf.··
2025 56. kitabı
Terlikle Ağrı Dağı’na Tırmanmak: Felsefeye Giriş Üzerine Son iki haftamı felsefeye giriş kitapları okuyarak geçirdim. Nigel Warburton’ın *Felsefeye Giriş*, *Felsefenin Kısa Tarihi* ve *Felsefe Okuma Rehberi* adlı üç kitabını bitirdim. Geriye dönüp baktığımda ise ortaya koca bir soru işareti çıkıyor: Felsefeye yeni başlayan biri başlangıç olarak rehber kitaplar mı okumalı, yoksa doğrudan Platon gibi filozofların metinlerine mi yönelmeli? Alanında uzmanların görüşleri de karmaşık. Bazıları Platon’dan başlamayı öneriyor, bazıları rehbere gerek olmadığını söylüyor. Ben daha çok ikinci modele yakınım çünkü tıpkı teori ve pratik meselesi gibi: Marangoz 101, Marangoz 102 dersleri alırsın ama talaşı solumadan gerçek anlamda öğrenemezsin. Peki, bu rehber kitaplar boşuna mı? Hayır. Ama bu kitapları okuyunca filozof gibi düşünebiliyor muyuz? Hayır. Peki mesele ne? Felsefe eserleri farklıdır. Bazıları anlaşılması zor, bazıları daha erişilebilirdir. Örnek vermek gerekirse; > “O halde muhayyile kuvveti mükemmelliğin son haddinde olan, bir insanın uyanık halde iken Faal Akıl’dan şimdiki ve gelecekteki tikelleri veya onların duyusal temsillerini, aşkın akılsalların ve diğer şerefli varlıkların temsillerini alması ve onları görmesi imkânsız değildir.” Yukarıdaki alıntı Fârâbî'nin İdeal Devletinden. Bu gibi metinleri hiç okumamış birine - al bununla başla - demek, “Ağrı Dağı’na terlikle tırman” demek gibidir. Felsefeye ilgisi olan biri için faydalı olabilir; ilgisi olmayan için değil. Söz konusu üç eser, böyle bir rehberlik sağlar. --- ### Nigel Warburton – *Felsefenin Kısa Tarihi* Başlangıç için ideal. Kitap 40 bölümden oluşur, her bölüm bir veya iki filozofun görüşlerini özetler. Antik Yunan’dan modern döneme kadar Batı filozoflarını kapsar. Her görüşün eleştirisi de
Felsefe
Felsefenin Kısa TarihiNigel Warburton · Alfa Yayıncılık · 20208,3bin okunma
Reklam
HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM - PLATON/SOKRATES'İN SAVUNMASU
Puan vermedi·200 syf.··
2025 51. kitabı
Sokrates ve Bilgelik Üzerine “En bilge olduğu düşünülen kişiler, aynı zamanda en aptal olanlardır.” Birisi, ya da ilahi bir güç, sana “Bu dünyada senden daha akıllı kimse yok, en bilge sensin” dese, bunu olduğu gibi kabul eder misin? Yoksa “Benden bilgili birileri vardır” diyerek bir arayışa mı girersin? Sokrates’e göre, en bilge kişi dahi aslında kendi bilgisinin sınırlarını fark eden kişidir. Platon’un *Sokrates’in Savunması* adlı eserinde, Sokrates’in yakın bir arkadaşı Delfi Tapınağı’na gider ve kâhine sorar: “Sokrates’ten daha bilge biri var mı?” Kâhin “Hayır, yoktur” cevabını verir. Bu haber Sokrates’e ulaşır ve o da bunun anlamını sorgular. Sokrates, Tanrı’nın bu sözüyle ne demek istediğini anlamak için Atina’daki en bilgili kişilerle görüşmeye başlar. Gördüğü manzara oldukça şaşırtıcıdır: Bilge olarak tanınan insanlar, bildiklerini sorgulamamış ve bilmediklerini bilmeyenlerdir. Sokrates ise “Bilmediklerimi bildiğimi sanmıyorum” diyerek onları aşar. Buradan çıkan sonuç şudur: “Herkes her şeyi bilemez.” Sokrates, insanların bilgilerini ve sınırlılıklarını fark etmelerinin önemini vurgular. Bilgelik, her şeyi bilmek değil, cehaletini fark etmekle başlar. Bugün de durum farklı değil. En çok konuşan, yüksek perdeden fikir beyan eden ve her şeyi bilenler çoğu zaman en az bilgili olanlardır. Gerçek bilgelik, “Bilmiyorum” diyebilmektir. İlim ve irfan, önce cehaletimizi kabul etmek ve bilmeye çabalamakla başlar. Sokrates’in vardığı sonuç şudur: Bilge olan yalnızca Tanrı’dır. İnsan bilgisi sınırlıdır ve en bilge kişi, kendi bilgisinin sınırlarını fark eden kişidir. --- Kaynak: Platon – *Sokrates’in Savunması* (Olympia Yayınları) YouTube video linki: [youtube.com/watch?v=NXqv1ZF0\_sc]
Felsefe
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,6bin okunma
Anthony Burgess Otomatik Portakal İnceleme
Puan vermedi·172 syf.··
2025 48. kitabı
Otomatik Portakal Üzerine Düşünceler İnsan, kötü olma ihtimali elinden alındığında hâlâ insan mıdır? “Devlet, şiddeti yok etmek adına bireyin seçme hakkını da yok ederse, suç denen şeyin bir anlamı kalır mı?” Anthony Burgess’in *Otomatik Portakal* adlı eseri, temel olarak bize şu soruyu sorar: İnsan, kötü olma ihtimali elinden alındığında hâlâ insan mıdır? Yoksa onu, kendi rızasıyla veya zorla “iyi” hâle getirdiğimizde, içindeki insani karmaşayı, özgürlüğü ve vicdanı, yani seçim hakkını da elinden almış olur muyuz? Eserin merkezindeki Alex karakteri, George, Pete ve Aptalof isimli arkadaşlarıyla aklınıza gelmeyecek kadar kötü davranışlar sergileyebilen, yalnızca 15-16 yaşında bir çocuktur. Hikâyenin geçtiği yer, tam olarak belirtilmemiş olsa da distopik bir İngiltere’dir. Gündüz vakitleri oldukça sıradan bir hayat sürülürken, akşam olduğunda her yer adeta Gotham City’e dönüşür ve bu dünyada bir Batman yoktur. Yetişkinler korkak, aileler silik hatta komiktir. Alex’in anne ve babası da, tıpkı diğer aileler gibi, çocuklarının neler yaptığını bilmez veya bilmek istemez. Çünkü Korova Süt Barında adını “bıçaklı süt” koydukları bir tür uyuşturucu alıp, sokaklarda şiddet ve suç işleyen çocuklar, adeta kurt adamlara dönüşür. Evsizler ve yaşlılar dövülür, kadınlara saldırılır, gasp, yaralama, kamu malına zarar verme ve uyuşturucu gibi suçlar işlenir. Hatta insanların evlerine dahi girilir; toplum ve devlet, gençliğin şiddetine büyük ölçüde seyirci kalır. Bu noktada hikâyenin rahatsız edici detaylarını atlıyorum; fakat eserden çıkarılacak dersler ve sorgulamalar nedeniyle okunmaya değer bir yapıdadır. --- ### Islah Olması İmkânsız Hangi toplum daha korkunçtur? Alex’in şiddet dolu, başına buyruk dünyası mı, yoksa onun özgürlüğünü sıfırlayan devlet eliyle kontrol
Felsefe
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma