📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun yıllar boyunca kendimi anlamak ve hayatı istediğim gibi yaşama üzerine fikirlerimi deneyimleyerek ve yeni fikirler geliştirerek zamanımı geçirdim. Bir dönem ölüm kalım meselesi hâline gelmişti benim için çünkü yaşamak, zor ve acı verici olmaya başlamıştı. Yoğun duygu ve hisler içerisinde olmam bir yana hayatımda düzenin olmayışı geleceğim açısından kaygılanmama sebep oluyordu ve harcadığım zamanın boşa gittiğini düşünmeme sebep oluyordu. Bu sebeple kendimi katı bir programa ve baskıya tabi tutmam gerektiğini düşündüm. Alternatif bir fikir üretemediğim için -belki de üretince daha çok çıkmaza gireceğim için bunu istemediğimden son çare olarak buna başvurdum- beni olmak istediğim şeyden uzaklaştıracak ne varsa onlardan kendimi mahrum bıraktım. Buna basit bir eylem, hatta bazıları için insana katkı sağladı söylenen müzik ve film izlemek de dahil. En sonunda aradan birkaç yıl geçse de bunu bir dönem sağlayabildim ancak mutlu hissetmiyordum. Nelerle mutlu olacağımı düşündüğümde de, kendime yasakladığım şeyler içerisinde olduğumu düşününce mutlu olduğumu fark ettim. Fark ettim ki böyle hayat yaşanmıyor. Baskıladığım yanımla barışmam gerek. Bu barışı çoğunlukla sağladığımı düşünüyorum ancak bazen eski alışkanlığıma dönüp barışı sağlayamadığım noktalarda baskıya başvuruyorum. Bu işleri zorlaştırıyor tekrardan. Şu an buna kesin bir kanaat getirdim.
Bu baskı ve teyakkuz hâlini planlı bir yaşantıya da zorla sokunca, yapmak istediğim şeyleri planladıktan sonra bu planları zorla yapmaya hatta artık bunlardan zevk almamaya başladığımı fark ettim. Buna da kanaat getirince artık her yönümü kabul edip özümden gelen isteklerime kulak vererek kasmadan ve sakince bir hayat yaşama kararı aldım. Baskılama eylemini, beni başka yere çekmeye çalışan arzularımla baş edemediğim için
1. Aşırıya hiçbir zaman kaçılmamalıdır. Yapılmak istenen şey birden bitirilmek yerine daima parçalara bölüp zamana yaymak, kişinin zihinsel ve ruhsal sağlığı açısından daha iyi olacaktır. Bu konu yemek yemek gibi en basit durumlarda da geçerlidir. Büyük bir lokmayı direkt ağza atmak yerine parçalara ayırarak yemek gibi.
2. Yapılan işlere yaklaşık bir süre belirleyip buna göre günü planlamak gerekir. Bu süre, tamamen hissiyata dayalıdır.
3. Öncelik sırası belirlenmelidir.
4. Yapılan işlerin daima bize bir faydası olmalıdır. Bu faydanın içine tatil planı, molalar, dizi veya film gibi rahatlamak için yapılan eylemler de geçerlidir. Sonuçta ruhsal ve zihinsel anlamda fayda getiriyorlar bize.
5. İki farklı eylem arasında hızlı geçişler yapılmamalıdır. Bu durum kişinin odağını bozduğu için beraberinde verim düşüklüğü yaşanır ve plana uyulamaz. Belirlenen süre bittikten sonra diğer eyleme geçilmelidir.
6. Zihinde açılıp bir daha kapanmayan düşüncelere zaman harcanmamalıdır. Zihni yoran ve odağı dağıtan şeylerdir bunlar.
7. Bilinçli, farkında, sakin ve dengeli bir tüketim gerçekleştirilmelidir. Tükettiğimiz şeye karşı yabancılık oluşmamalıdır. Bunlar olmazsa tüketim bir alışkanlığa ve daha da ileride bir bağımlılığa dönüşebilir.
8. Tüketim anında maksimum verim ve maksimum odak için algılar dışarıya kapatılmalı ve zihin bir anlığına başka konuya sapsa bile toparlanıp odak tekrardan kurulmalıdır. Zihnin dizginlerini sıkı tutmak öğrenilmelidir.
Kendimin de sorun yaşadığı ve içimde oluşturmaya çalıştığın duvarlardan bazısı bunlar. Üretimin hızla artmasıyla tüketim kaçınılmaz oldu ancak bunu bizi negatif etkilemeyecek şekilde yapmak mümkün olmalı. Deneyimlerime göre de bu yazdıklarıma uyularak sağlıklı bir tüketim gerçekleştirilebilir.
Okurken lütfen biraz geniş düşünün ve
Avrupa bir mit ve bir coğrafi kavram olarak başlamıştır; çünkü Avrupa bu mite göre Doğu' da doğmuştur. Hem sözcük hem de mitin daha sonra Avrupa olacak bölgedeki medeniyetin en eski unsuru olan Yunan mitolojisinde belirmiş olmasına rağmen, Avrupa Doğu'dan ödünç alınmıştır. Sözcük, MÖ 8. yüzyılda alınmış ve Fenikeli denizcilerin batan güneşi ifade etmek için kullandığı bir Semitik terimden türetilmiştir. Avrupa, Fenike (şimdi Lübnan) Kralı Agenor'un kızı olarak sahneye çıkar ilk kez. Rivayete göre, ona vurulmuş olan Yunan tanrılarının kralı Zeus tarafından kaçırılmıştır. Zeus boğa kılığına girerek onu Girit'e götürmüş ve bu ikisinin orada birleşmelerinden, medenileştirici ve yasa yapıcı kral, ölümünden sonra da Hades'teki üç yargıçtan biri olan Minos doğmuştur. Dolayısıyla, Yunanlılar Avrupalılar adını Asya kıtasının en batı ucunda yaşayanlara vermiştir.