Sorgu süreci eylemden önce yapılıp eylem anında araya karıştırılmamalıdır. Yoksa şüphe doğarak kesinleşen eylemde kırılmalar meydana gelir. Arzu ettiğimiz şey üzerinde kesin bir kuvvet oluşturduktan sonra artık algılar dış dünyaya kapatılıp sadece eyleme geçilmelidir. Ancak kendimizi tanıyıp ararken eylediğimiz vakit şüpheci olabiliriz, bu esnada da tekrardan bir sorgu hâline geçilebilir. Aksi hâlde yukarıda dediğim durum yerine getirilmelidir.
Bu kadar kesin konuşmamın sebebi, hayatım boyunca bu yazdığımı tek bir şeyde gerçekleştirebildim. O da kitap okuma eylemini hayatıma sokarken. Diğer eylemlerimde ise, eylediğimi nasıl sürekli kılabilirim düşüncesiyle geçmişti. Şimdi yine bu arayışta olunca ve geçmişe dönüp bakınca bu farkı net görebiliyorum, o yüzden bu çıkarıma vardım ve kesin bir gerçek olduğunu hissediyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Annesini bulmaya giden Parsifal, kendisi ayrıldıktan kısa süre sonra onun ölmüş olduğunu öğrenir. Kadıncağız, oğlunun ayrılığına dayanamamış ve üzüntü içinde göçüp gitmiştir. [...] Doğal olarak, Parsifal annesinin ölümünden dolayı kendini suçlar ve pişmanlık duyar. Ama bu suçluluk ve pişmanlık genç adamın erkeksi gelişmesinin kaçınılmaz bir bölümüdür. Hiçbir oğul, şu ya da bu biçimde annesine ihanet etmeden erkekliğe ulaşamaz. Eğer onun gönlünü hoş tutmak için yanında kalacak olursa, yaşamı boyunca anne kompleksinden kurtulamaz. Çoğunlukla anneler, oğullarını dizleri dibinden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Onları, kendilerine bağlı kalma yönünde koşullandırmaya çalışırlar. Eğer oğul, annesinin bu kurnazlığına kapılırsa, erkeklik yönü tehlikeli sarsıntılar geçirir. Annesine karşı ihanet ya da sadakatsizlik sayılsa bile oğul, ondan uzaklaşmalıdır. Öte yandan, annenin de oğlundan ayrılmanın üzüntüsüne katlanmayı öğrenmesi gerekir. Tam bir bağımsızlık kazandıktan ve sevgisini, kendi yaşında bir başka kadına verdikten sonra oğul yine annesine dönebilir ve -eğer sağ bulursa- ana ile oğul arasında başlangıçtakinden değişik bir düzeyde, yeni bir bağ kurulabilir. Parsifal'in annesi, oğlunun dönmesinden önce ölmüştür. Belki de o, kadın birey olmayı bilmeyen, varlığını ancak bir anne olduğu sürece devam ettirebilen ve o rol elinden alınınca psikolojik açıdan ölen kadın türünün temsilcisi idi."
Aslında burada anlaşılması gereken, erkeğin Lilith'i nasıl gördüğüdür. Lilith'in eşitlik söylemini kendi üstünlük söylemine karşıt gören Adem'in çaresizliğine karşın, gerçek bir erkeğin, karşısındaki cinsel enerjiyi "karanlık" görmemesi ve bununla birlikteliği eşit şartlarda yakalayabilmesi gerekmektedir. Ancak günümüz erkeklerinin bu enerji karşısında çocuklaşması ya da "Adem'in kaburga kemiğinden çıkan" "daha aşağı" bir dişiyi kabul etmesi olmamış bir erkekliğin de sonucudur.
İlk topluluklar Ana Tanrıça kültüne olan bağlılıklarını Doğa'nın her varlığını yücelterek gösterirken aynı zamanda anaerkil bir yapıdaydılar. O dönemin anaerkilliğini sadece kadınların yönettiği bir toplum yapısı olarak anlamak çok yanlış olacaktır. Eski toplumların anaerkilliğinin en büyük göstergesi soyun anneden geçmesi ve kadına gösterilen saygıdır.