Emine Başkurt

Her şey, ilkbaharda açan gül ve yazın mahsulleri gibi alışılagelmiş ve bildiktir. Hastalık, ölüm, karalama, ihanet ve ahmakları sevindiren veya üzen diğer onca şey gibi.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Her şey fânidir, hatırlayan da hatırlanan da."
Sayfa 37·Kitabı okudu
Alıntı
Haydi hatıran ve hatıranı yaşatacaklar ölümsüz diyelim, bundan sana ne? Övgü ölünün ne işine yarar? Hatta bazı durumlar haricinde yaşayanların ne işine yarar? Öldüğünde başkalarının senin hakkında söyleyeceklerini dert etmekten, doğanın sana şimdi bahşettiklerini umursamıyorsun.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
Belki de ün düşkünlüğüdür seni yıpratan. Fakat her şeyin ne kadar çabuk unutulduğunu, her yanını saran sonsuz zaman uçurumunda yok olup gittiğini görüyorsun işte; alkışların boşluğunu, sana ün bahşedenlerin öngörülemez kaypaklığını ve tüm bunların sınırlandığı daracık alanı. Bütün yeryüzü küçücük bir nokta değil midir; yaşadığın yer bu noktanın ufacık bir köşesi değil midir ve burada kaç tane, hangi türden insan seni över ki?
Sayfa 30·Kitabı okudu
Alıntı
Kendi yardımına kendin koş!..
Artık daha fazla amaçsız dolaşma:... Kesinlikle gerçekleştirmek istediğin şeyler için hızlan, boş umutları defet, eğer kendinle ilgiliysen, hâlâ mümkünken kendi yardımına kendin koş.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam