Hikaye kurgusal anlamda beni çok güçlü yakalayamadı,yer yer sönük kaldığını düşündüm. Ancak kitap, okurda bıraktığı duygu ve düşündürdükleriyle asıl etkisini sonradan gösteriyor. Karakterin kaybolan yılları bir gün senin de başına gelebilir mesajı çok net. Bazı bölüm geçişleri okurda kopukluk yaşatıyor. Ancak bazı cümleleri günümüz olay ve yaşantılarını akıllara getiriyor…
“…bir türkü bile tehdit olabiliyordu, bir melodi bile yasaklanabiliyordu.”
Bu alıntıda özlü bir söyleyiş yok ama ülkece yaşadığımız olaylardan kaynaklı fazlasıyla düşündürücü. En masum şeyler bile TEHLİKELİ duruma düşerse özgürlükten bahsedebilir miyiz? Romandaki diktatörle yapılan konuşmalar, isim verilmeden de olsa, tanıdık bir zihniyeti ve olası gelecekleri gözümüzün önüne seriyor.
Özgürlük yalnızca bugün için değil gelecek içindir de. Kendin için, gelecek için sonucun ne olacağına bakmadan savunmak gerekir. Başın dik yaşayabileceğin bir hayatı savunmak için..
Bir gün “benim gücüm yetmez” diyen tek bir insanla başlar bu karşı çıkış. Tarihte defalarca olduğu gibi… Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı da, tam olarak böyle bir itirazın, bir kırılma anının simgesi değil miydi?