Zaman, insana dışarıdan dayatılmış bir olgu gibi görünse de aslında onun bilincinin İçindedir. İnsan zamanı ölçtüğünü sanırken, aslında kendi varoluşunu ölçer. Bir saatin tik takları, yalnızca mekanik bir düzenin ritmini değil, insanın içsel akışını da yansıtır.
Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda;
yalnızlığın
özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu.
Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de egemen olurlar!
Dayanabileceğimiz kederin bir sınırı vardır; bu sınırın ötesine geçenler ya bizi mahvederler ya da bizi hissiz bırakacak şekilde yanımızdan geçip giderler.”