"Lütfen bizi rahat bırak, Ağa," dedi Hasan, düz bir sesle. Assefe 'Ağa' demişti; kısacık bir an, toplumsal sıralamadaki yerini beynine böylesine kazıyarak, onu bir an olsun aklından çıkarmayacak biçimde özümseyerek yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettim.
Emir can,
Öykünü çok beğendim. Maşallah. Tanrı sana özel bir yetenek vermiş. Şimdi o yeteneği bilemek senin görevin, çünkü Tanrı'nın armağanı olan yetenekleri boşa harcayan biri, eşektir.
"Ben öyle değildim." Baba'nın sesinden hayal kırıklığı, hatta kızgınlık yansıyordu.
Rahim Han güldü. "Çocuklar boyama kitabı değildir. Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın. "
"Ben bunu bilir,bunu söylerim:Kesinlikle onun gibi değildim;birlikte büyüdüğüm çocuklarda değildi. "
Beni, bu apaçık sırıtan istisnayı saymazsak, babam çevre sindeki dünyayı gönlüne göre yoğurmuş biriydi. Sorun, Ba ba'nın dünyayı siyah-beyaz görmesiydi. Ve neyin siyah neyin beyaz olduğuna karar verişinde. Hayatı böyle yaşayan birine duyduğunuz sevgiye mutlaka korku eşlik eder. Belki biraz da nefret.