Emine Çalışkan

Bir an yalnız kaldım. Dağınık bir masa, akşam yemeğinden kalanlar, yerde kırık bir şarap şişesi, dökülen sarap, sigara izmaritleri, içkinin kokusu, beynimdeki hezeyan ve yüreğimdeki ıstırap ile orada kalakalmıştım. Her şeyi gören ve duyan garson, merakla yüzüme bakıyordu . "Oraya gideceğim!" diye haykırdım. "Ya hepsi önümde diz çöküp benimle arkadaş olmak isteyecek ya da Zverkov'un suratına bir tokat yapıştıracağım!"
Sayfa 90 - Fark yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
. "İşte şimdi, şişeyi kafalarına atma vakti!" diye düşün düm kendi kendime. Şişeyi elime aldım ve kadehimi doldurdum. Düşünmeye devam ettim. "Hayır, yemeğin sonuna kadar kalsam daha iyi. Arkadaşlarım, çekip gider sem çok mutlu olursunuz. Hiçbir şey beni gitmeye ikna edemez. Hiçbirinizi zerre umursamadığımı göstermek için yemeğin sonuna kadar burada oturup içmeye devam edeceğim. Burada oturacağım ve içeceğim çünkü burası bir meyhane ve girerken paramı ödedim. Burada oturacağım ve içeceğim, size cansız piyonlar gözüyle bakacağım. Bu rada oturacağım ve içeceğim... Evet, istersem şarkı da söyleyeceğim! Çünkü şarkı söylemeye hakkım var.
Sayfa 86 - Fark yayınları·Kitabı okudu
Savin Teğmenim Zverkov," diye başladım, "Öncelikle şunu söyleyeyim; süslü sözlerden, süslü sözleri kullanan kimselerden ve korse giymiş adamlardan nefret ederim. Bu birincisi, daha devamı var." Hepsi kıpırdanmaya başladı. "İkincisi: Terbiyesizlikten ve terbiyesizce konuşan insanlardan nefret ederim. Özellikle de terbiyesizce konusanlardan! Üçüncüsü: Adalete, gerçeğe ve dürüstlüğe bayılırım." Sözlerimi bir makine gibi sıralıyordum. Dehşetle titremeve başlamıştım ve bu cümleleri nasıl kurmaya başladığımı bilmiyordum. "Nezaketi severim, Mösyö Zverkov. Eşit şartlarda kurulmuş olan gerçek yoldaşlığı severim. Şeyi severim... Sevdiğim bir şey daha vardı... Neyse. Sağlığınıza da içeceğim Bay Zverkov. Çerkez kızlarını ayartın, memleketimizin düşmanlarını vurun..
Sayfa 85 - Fark yayınları·Kitabı okudu
Yüce Tanrım, bunlar bana göre insanlar değil!" diye düşündüm. "Kendimi onların karşısında aptal durumuna düşürdüm! Ferfickin'in fazla ileri gitmesine müsaade et-tim. Zalim herifler, aralarında oturmama izin vererek bana bir onur bahşettiklerini sanıyorlar. Burada oturmamın kendileri için onur olduğunun farkında değiller! Zayıflamışmışım! Kıyafetlerim... Şu lânet pantolonlar! Zverkov içeri girer girmez dizimdeki sarı lekeyi fark etti zaten. Ne önemi var ki! Hemen şu an şapkamı kapıp, tek kelime etmeden gitmeliyim! Yarın onlara düello daveti yollayabilirim. Alçaklar! Bir de şey sanıyorlar... Kahretsin! Yedi ruble de umurumda değil! Hemen, şu dakika gideceğim!"
Sayfa 83 - Fark yayınları·Kitabı okudu
Sonra kıyafetlerimi inceledim, her şeyin eski ve yıpranmış göründüğünü düşündüm. Fazla alçakgönüllü olmuştum. Üniformam daha şık durabilirdi belki ama onunla yemeğe çıkmak olmazdı. En kötusu de pantolonumun dizindeki kocaman, sarı lekeydi. Bu lekenin, beni kişisel haysiyetimin onda doku-zundan mahrum bırakacağını seziyordum. Aslında bu düşüncenin, zavallıca bir düşünce olduğunu da biliyordum. "
Sayfa 76 - Fark yayınları·Kitabı okudu