“Rizzoli eşikte durdu. İçerideki kocaman yatağın örtüsü, içindekiler aniden uykudan kalkmışlar gibi dağınıktı. Yerdeki pembe halı da iki tarafından büzülmüş, yataktan kapıya doğru orta kısmı toplanmıştı.
"İkisi de yataktan kaldırılıp sürüklenmiş," dedi Rizzoli alçak sesle.”
“Yatak odasına giden koridorun duvarlarında çerçeveli, siyah-beyaz fotoğraflar asılıydı. Ancak bunlar çoğu evde rastlanan mutlu aile resimleri değil, çıplak kadınların, yüzleri bulanık ya da kameraya arkalarını dönmüş, isimsiz vücutların fotoğraflarıydı. Ağaca sarılan bir kadının düzgün teni.”
“Son anlarında akciğerleri dolmuş, kesik nefes borusundan solumak zorunda kalmış olmalıydı. Yani kendi kanında boğulmuştu. Geniş omuzlarına ve kas yapısına bakıldığında kurbanın fiziksel olarak formda olduğu anlaşılıyordu. Yani saldırgana karşı koyabilecek güçte görünüyordu ama şu anki boyun eğmiş hali buna ciddi bir tezat oluşturuyordu.”
“Atardamardan fışkıran kan duvara sıçramış, oradan da lekeler bırakarak aşağı süzülmüştü. Kanın sahibi Dr. Richard Yeager, kolları arkasında, sırtı duvara dayalı, oturmuş haldeydi. Üzerinde sadece bir boxer, bacakları önünde uzanmış, ayak bilekleri de bantla bağlanmıştı. Başı öne düştüğü için yaranın nerede olduğu görünmüyordu ama yaranın ne kadar derine indiğini, şahdamarını da geçip nefes borusuna kadar ulaştığını anlamak için ille de görmek gerekmiyordu.”