Yazarın karakter tahlili yapılırken; yazarın İkinci dünya savaşı yıllarında Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve Hitler rejiminin getirdiği karamsarlığın etkili olduğu kabul edilir…
Yahudi yazar, Birezilya da sürgün hayatı yaşarken, aşırı dozda ilaç alarak, karısıyla birlikte intihar eder. İntiharından önce bıraktığı mektubun son satırında:
''Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.” yazmıştır.
Yazar, bizzat savaşlara katılarak, savaşlara tanıklık etmiş. Yaşadığı tanıklıklar onu savaş karşıtı biri yapmış ve savaş karşıtı etkili yazılar yazmıştır.
“Sabırsız Yürek” romanı, sanki bu yaşanmışlıkların bir hikayesi.
Savaşlarda kahramanlık nişanı almış bir teğmenin iç hesaplaşması:
Cesaretin aslında zayıflığın başka bir yüzü olduğunun kanıtı.
Anlatılanlarda aşk da var ama öykü, sadece bir aşk hikayesi değil; yaşananların vicdani muhasebesi, vicdani sorgulaması…
Zweig kitapları genellikle etkili, kısa öykülerdir. Ama, bu kitabı tam manasıyla psikolojik bir roman. Acıma duygusunun nelere yol acabileceğinin anlatıldığı güzel bir eser.
Akıcı bir üslupla yazılmış. Okumak isteyenlere tavsiyemdir.