Ne sabah görünüyordu Necip Fazıl, ne sabahı görüyordu
Kaldırımlar’ı hiçbir yere varmıyordu.
Benimse aralık penceremde özgürlüğün resmi…
Sana giden yolun cennet vaadi…
Gelemiyordum…
Abajur söndürüldü. Bir tek gece lambamız eksikti. Hep filmlerden özenti. Bölüm altı. Değil, eski bir dizi film bu. Altı yüz altmış altı. Sahne altı. Mekan: İç. Akşam. Sahnede eski bir karyola görünür. Yok, daha önce duvardaki saat görünür: Altı. Erken yatıyorlar. Uyuyan iki kişi: Bir erkek, kır saçlı; bir cadı, elinde süpürge sapı! Saçmalıyorum, yine saçmalıyorum. Böyle film olmaz.
Bölüm 7 - 7
"Önce" yoktur, "sonra" da. "HAYATIN ANLAMINI ARAYAN" yazan kapı aralanınca... Pek çok şey vardır orada, pek çok. Her şey kendince hareket halindedir, cansız sanılanlar bile. Hepsi bir amaç güdüyordur ve bu böylece sürüp gidiyordur; tek bir "şey" dışında. Sonrası yoktur.
Bir an sonra…