Meşâyıh sohbet halkalarında derdi ki: "Kardeşler! Asıl mesele, bir gün sizi bırakacak olan makamdan mevkiden Kurtulmak, fani olanı bırakıp ölümsüz olana kanatlanmak, bütün aşkların da âşık olduğu aşka kurban olmak.Bizi olduracak da erdirecek de o aşktır. Dünya o aşkla kaim, derviş onunla daimdir. Güneş aşkla temiz kalır, geceyi aşkla aydınlığa çevirir; çirkini, güzeli, necisi, temiz aydınlatır. Güneş kışta da yazda da ısıtır; lakin ne necasetten kirlenir ne de soğuk kış günlerinde üşür. Düşman dıştan, aşk kalpten vurur adamı.
Düşman okları öldür aşkın okları diriltir. Aşkla dikenden gül, çekirdekten çıkar. Hüzün, aşka ihlas ayarı yapar. Muhlis bir yürek ölüme şeb-i arus diyerek bir ömür vuslatı bekler
Aşk, Mü'mini bir âlemden başka bir âleme götürür. Bu yüzden aşk dilinde sevgiliye "yâr" denir. Sonra her şey aşk da yârdan ağyâra düştü. Gönül, edeple girilen bir dergâh olmaktan çıktı, bir kapısından girilip diğerinden çıkılan sahipsiz hâna döndü. Şehvetten kurtulmanın adı aşk; şehvetin, şöhretin karargahı oldu. Aşk, makamı düşünce