Yeni yıl yaklaşırken, Bukowski ne güzel özetlemiş:
"Nice mutlu yıllara demeyeceğim, çünkü değişen bir şey yok. Günler aynı, insanlar aynı, yalanlar aynı, dekorlar ve sahneler aynı, kandırılanlar aynı. Ve yine aynı olacak; sahte kahkahalar, sıra dışı böğürmeler.. İyi kusmalar.
Charles Bukowski
Yine 2 sigara öldü dudaklarım arasın da. Parmaklarım da suç ortağıydı. Kelimlerin dumanla olan savaşı boğuyordu düşünceleri mi. Berrak denize bakan kap karanlık gözler var. Sahi niye hâla berrak bu deniz. Belli ki dalgalarına duyduğu bu güven onu berrak kılan. Ufak bir aydınlık aradı bu tenha beden. Lakin yine çok kalabalık bu sessizlik. Herşey olmaması gerektiği gibi.
"Yunan mitolojisindeki Pandora'nın Kutusu hikayesini bilirsin. Açılmaması gereken kutu açılır açılmaz hastalık, keder, kıskançlık, açgözlülük, şüphe, ihanet, açlık ve kin gibi akla gelebilecek her türlü kötülük ve uğursuzluk kutudan sürünerek kaçmış, gökyüzünü kaplayarak uçup gitmiş. Bundan sonra, insanlar ne yazık ki sonsuza dek sefalet içinde acı çekip kıvranmak zorunda kalmış. Ancak kutunun köşesinde haşhaş tanesi kadar küçük, parıldayan bir taş ve taşın üzerinde belli belirsiz "umut" kelimesi yazılıymış."