Emre

Emre

, şu anda okuyor
%77 (510/656 syf.)
Mustafa Kemal Atatürk
9.8/10 · 34,4bin okunma
Reklam
Lozan Barış Konferansı
Lozan Konferansı genel toplantısı 21 Kasım 1922 günü yapılmıştır. Bu konferansta Türkiye Devleti'ni İsmet Paşa Hazretleri temsil etti. Trabzon Milletvekili Hasan Bey ve Sinop Milletvekili Rıza Nur Bey, İsmet Paşa'nın başkanlığındaki delegeler hey'etini oluşturuyordu. Hey'etimiz, Kasım 1922 başlarında Lozan'a gitmek üzere Ankara'dan ayrıldı. Efendiler, iki dönemden ibaret olup sekiz ay devam eden Lozan Konferansı ve sonucu dünyaca bilinen bir husustur. Bir süre Ankara'da Lozan Konferansı görüşmelerini takip ettim. Görüşmeler hararetli ve tartışmalı geçiyordu. Türk haklarını tanıyan olumlu bir sonuç görülmüyordu. Ben bunu pek tabiî buluyordum. Çünkü, Lozan Barış masasında ele alınan meseleler yalnız üç dört yıllık yeni devreye ait ve onunla sınırlı kalmıyordu. Yüzyılların hesabı görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık ve bu kadar kirli hesapların içinden çıkmak, elbette, o kadar basit ve kolay olmayacaktı. Efendiler, bilindiği üzre, yeni Türk Devleti'nin yerini aldığı Osmanlı Devleti, Uhud-ı Atîka adı altında bir takım kapitülasyonların esiri idi. Hıristiyan halkın birçok hakları ve ayrıcalıkları vardı. Osmanlı Devleti, Osmanlı ülkesinde oturan yabancılara karşı yargı hakkını uygulayamazdı; Osmanlı vatandaşlarından aldığı vergiyi, yabancılardan alması engellenmiş bulunuyordu. Devletin varlığını kemiren ve kendi sınırları içinde yaşayan azınlıklarla ilgili tedbirler alması mümkün değildi. Osmanlı Devleti, kendisini kuran temel unsurun, Türk milletinin, insanca yaşamasını sağlayacak tedbirleri alma bakımından da engellenmişti; memleketi imar edemez, demiryolu yaptıramazdı. Hattâ okul yaptırmakta bile serbest değildi. Bu gibi durumlarda yabancı devletler hemen işe karışırlardı. Osmanlı hükümdarları ve çevresindeki yakınları debdebe ve gösteriş içinde
Sayfa 480 - Ceren·Kitabı okuyor
Alıntı
Stres hastalığa nasıl dönüşebiliyor?
Stres; güçlü duygusal uyarıcılara verilen karmaşık bir dizi fiziksel ve biyokimyasal yanıttır. Fizyolojik açıdan; duygular, insanın sinir sistemindeki elektriksel, kimyasal ve hormonal yükleri boşaltır. Duygular, ana organlarımızın işlevini, bağışıklık savunmalarımızın bütünlüğüne ve vücudun fiziksel durumunun yönetilmesine yardımcı olan dolaşımdaki bir çok biyolojik maddenin çalışmasını etkiler - ve aynı zamanda bundan etkilenir. ...duygular bastırıldığında, vücudun hastalığa karşı savunması kırılır. Bastırma -duyguları farkındalıtan koparma ve bilinçaltına itme- fizyolojik savunmalarımızın düzenini bozup kafasını karıştırır, bunun sonucu olarak bazı insanlarda bu savunmalar yolunu şaşırıp sağlığı korumak yerine, kişiye zarar verir hale gelir.
Sayfa 22 - İletişim·Kitabı okuyor
Alıntı

Emre

, bir kitap okudu
6/10
·208 syf.·
10 saatte okudu
·
2025 4. kitabı
Beyhan Budak
8.6/10 · 12,9bin okunma