Dört tür insan vardır. İlki sıradan insanlar nasıl tanırsın onları. Dış koşullar, olaylar ve nesnelere göre ya küfreder ya da şükreder. Her toplumda insanların büyük bir çoğunluğu böyledir; doğar büyür, yaşar, küfür ve şükürle yaşayıp ölür giderler.
Sonra "avcılar" gelir. Don Juana göre az sayıda insan avcı olur. Avcı kendi hayatının anlamının avcısıdır. En önemli becerisi pusu kurmaktır. Anlamı avlamasının gerekliliğini bilir. Şu adamla sohbet edilir, onu takip edeyim, şu adamın kitabı okunur, benim arkadaşlarım şöyle olması gerekir der. Seçicidir. En önemli meziyeti sabırdır.
Ve "savaşçılar". Gönlünün muradını keşfettikten sonra az sayıda avcı, savaşçı olur. Kafasını sonuca takmaz, öncelikli olan yolculuğunda kendisi olmasıdır ve bu yolculuğu savaşçının tevazu içinde sürdürür. Nedir savaşçının alçak gönüllülüğü? Bilir ve inanır ki evrenin bu karmaşık yapısı içinde her şeyin - bitkinin, hayvanın, Toprağın- bir yeri vardır ve kendisi gibi değerli ve anlamlıdır. Bunun farkında olarak her şeye biz bilinci içinde saygı gösterip yolculuğuna devam eder.
Dördüncü tür insan "Arif" insan dediğimiz bilge kişilerdir. Savaşçı gerçekten bir savaşçı olarak yaşamayı becerir ve sürdürürse zaman içinde bilge kişi olur. Bilge neyi, nasıl bildiğini doğrudan idrak eder. Kutup yıldızı gibidir, yön belirlemede referans noktasıdır.