ben ki haddimi bildiriyorum kendime
kızgın tende çöl doğurmuş rüzgârın elleriyle
avucumda süzülen yüzüm için kırbaç döküyorum
kül topluyorum çukur açıyorum aklıma
katran söylüyorum mıh çakıyorum mütemadiyen
ruhumda dolaşıyor kurşun çağıran bir cıva
damar damar ince ince yaprak yaprak
bana eşlik ediyor bir bıçağın köküyle
alnımdan başlıyor örtmeye kapıları
ağzımdan güneşi dilimizden zamanı koparıyor
aşağılara iniyor göğsümün hizasına yavaş yavaş
geceyi çağırıyor akrebi çağırıyor sonsuz karanlığımı
bana kaybolmuş bir vaktin perdesiyle bakıyor
biliyor sesiyle yıkandığım nergisin gözleri yok bende
taşları delen bir mızrak bana doğru geliyor