Daracık kaportadan feryat figan, vaveylâ ve yaygara ile zangır zangır titreyerek kül kesilmiş benizleriyle yatak yerine atlayanların canhıraş avazeleri, tahtelbahrin bulunduğu derya içre balinaların pes ve boğuk iniltileri, yunusların tiz kıkırtıları ile çığlık ve cıyırtıları arasında yitti gitti, âdeta ummanın karanlık diplerinde kapkara kaderler gibi boğulup yok oldu, üzerlerine hiçlik perdesi çekildi, yokluk kapısı gıcırdayarak kapandı.
“Aristâtalis’in dem vurduğu gibi, ‘göz’ün vazifesi sadece ‘görmek’ değil, Hakikat’i görmektir. Hakikat’i gören bir göz, artık başka bir şeyi göremez. Çünkü o artık, başka bir vazifeyle mükellef değildir ve başka bir gayesi de yoktur.”