Dahası bir gün birçok kitap toplanıp Büyük Cami’nin avlusunda yakıldı. Bir raslantı sonucu, ateş sönmek üzereyken oradan geçiyordum. Yoğun bir duman, gelip geçenin üstüne doğru dağılmaktaydı. Geçmişte yaşamış ve Kalender adıyla bilinen bir hekim ozanın şiir kitabından bir yaprak, yığından kurtulmuş, rüzgârda uçuşuyordu. Yer yer yanmış bu kâğıt parçasında zar zor şu dizeleri okuyabildim:
“Yaşamımdaki en güzel şeyleri esriklikte buldum,
Şarap damarlarımda kan gibi akmakta.”
Tanrı’dan korkun! Tanrı’dan korkun! Yaşlandığınız zaman da, fakat gençken de O’ndan korkun! Güçsüz olduğunuz zaman O’ndan korkun, fakat güçlü olduğunuz zaman da O’ndan korkun! Güçlü olduğunuz zaman O’ndan daha da çok korkun, çünkü o zaman Tanrı daha da acımasız olacak. Ve şunu da bilin ki Tanrı’nın gözleri bir sarayın görkemli kapılarının ardında olanları da görür, bir kulübenin kerpiç duvarları arkasındakileri de. Sarayların duvarları arasında neler görüyor acaba?