Emrah özdamar

Emrah özdamar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
26 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 19,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Can Sıkıntısı
Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamanın 20 yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, hatta dürüstlüğünü. Fakat bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Bu yüzden kendine karmaşa ve dram yüklü bir yaşam yaratmıştı. Bir şey olması gerek, insan ilişkilerinin bir çoğunun açıklaması işte bu. Bir şey olması gerek, aşksız bir kölelik, yaşam ya da ölüm. O halde yaşasın cenaze törenleri!
Sayfa 31·Kitabı okudu
Alıntı
Dostluk
Bizi yalnızca ölümün duygulandırdığına dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolduğu için konuşamaz olan hocalarımız ne kadar hayranınızdır. Saygı o zaman kendiliğinden gelir, belki de yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömert olduğumuzu biliyor musunuz? Nedeni basit.. Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur da ondan. Özgür bırakır bizi onlar, böylece zamanımızı rahatça kullanabilir, saygıyı boş zamanlarımızda bir kokteyl ve sevimli bir sevgili arasına sıkıştırabiliriz. İllaki bir sorumluluk yükleyeceklerse, belleğe yüklerler, bizim belleğimiz zayıftır. Hayır, dostlarımız da sevdiğimiz şey ölümün tazeliği, acısı, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir!
Sayfa 28·Kitabı okudu
Alıntı
Keşif
İnsanoğlu kendi kuytularında, çıkmaz sokaklarında, dipsiz kuyularında, önüne barikat kurulmuş karanlık kapılarının ardında ne olduğunu tam olarak keşfetmeden başka dünyalarla, başka uygarlıklarla buluşmak için yola çıkmıştı
Sayfa 237·Kitabı okudu
Alıntı
Uzayı fetheden insan
Kozmos‘a çıkıyoruz, her şeye yani yalnızlığa, savaşa, eziyete ve ölüme hazırız. Alçakgönüllükten bunu yüksek sesle dile getirmiyoruz, ama muhteşem olduğumuzu düşünüyoruz bazen. Bu arada hepsi bu kadar da değil, o her şeye hazır oluşumumuzun kozmosu fethetmek istemiyoruz aslında, dünyayı kozmos‘un sınırlarına dek genişletmek istiyoruz sadece. Bazı gezegenler Sahra çölü gibi Kıraç, bazıları kutuplar gibi buz tutmuş ya da Amazon ormanları gibi tropikal olmalı. İnsancıl ve soylu luyuz, başka türlere boyun eğdirmek değil, onlara kendi değerlerimizi benimsetmek ve karşılığında onların mirasını devralmak istiyoruz sadece. Kutsal bağlantının şövalyeleri sayıyoruz kendimizi. Bu da ikinci sahtelik. İnsandan başka bir şey aramıyoruz biz. Başka dünyalara ihtiyacımız yok. Ayna lazım bize. Başka dünyalar ile ne yapacağımızı bilmiyoruz. Biri yetiyor bize, ama onda boğuluyoruz artık. Dünyamızın ilkel ilgisini bulmak istiyoruz; bizimkinden daha mükemmel küreler, uygarlıklar olmalı; İlkel geçmişimizin görüntüsünü tekrar bulmayı umuyoruz bunlarda. Öte yandan kabul etmediğimiz, kendimizi sakındığımız bir şey var. Sonuçta sadece erdemlerden damıtdıklarımızı, insanın kahramanlık heykelini getirmedik ki dünyadan! Gerçekten nasılsak öyle geldik buraya ve madalyonun öbür yüzü bize bu gerçeği, gerçeğin görmezden geldiğimiz o kısmını gösterince onu kabul edemiyoruz.
Sayfa 110·Kitabı okudu