1908 Şubat'ının başlarında,Selanik Hukuk Mektebi öğrencilerinden bir genç,Manastır'daki akrabasına,okulda bazı arkadaşlarının kendisini gizli bir cemiyete üye olmaya çağırdığını yazıyordu.Kabul ederse Kur'an'a el basarak ant içmesi ve yasak yayınları izlemesi gerekecekti.Öğrencinin akrabası,adliyede küçük bir memurdu;mektubu hemen ilgili makamlara iletti.Bu olayı izleyen soruşturma sonucu, 10'a yakın hukuk öğrencisiyle Selanik'teki Üçüncü Kolordu'ya mensup bir o kadar küçük rütbeli subay tutuklandı.
Çağımızda da, aynı şekilde, zengin yahudiler, siyonist dahi olsalar, kutsal Siyon dağına, yalnızca bir-iki haftalığına gelirler...
Haklarının alabildiğine kısıtlandığı Rusya’da söve söve dururlar da, bağımsız denilecek şekilde yaşayacakları Filistin’e gelmeyi düşünmezler.
Büyük bir üzüntüyle itiraf etmeliyim ki, Beyrut’ta medeni kuvvet ve hakimiyeti Türklerde de , Araplarda da göremedim. Yabancılar hristiyan Arapları kendi aralarına alıyorlar; ancak, oldukları gibi değil, asimile ettikten sonra... Bununla birlikte, ön sıralardaki yerlere de geçirmiyorlar!...
Islahat, özerklik hatta bağımsızlık, asıl kuvvetlerin derece ve ilişkilerini değiştirecek değildir. Bu bakımdan, ıslahattan pek çok şeyler bekleyen genç Araplar, meşrutiyetten pek çok şeyler uman Genç Türkler’e benzemektedirler....