"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun bir dünya iniyor tepemizden
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden
Çekiyor tebeşirle yekün hattını afet
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet! "
"Kılıç taşıyarak yaşamanın töresi:Ya öleceksin, ya öldüreceksin! İyi ya, sonu nereye varır bunun böylece? Düşmanların tükenmesine..." Gene Dündar Alp'i hatırladı. "Ya düşman tükenir mi? Kendi soyundan bile türedikçe?" Biraz düşündü.
"Evet, düşmanlık kalkmadıkça düşman tükenmez!"
Osman Bey,adeti olduğu üzere kısadan giderek Selçuklu Sultanlığı'nın neden yalnız 80 sene rahat ettiğini,150 yıldan beri neden can çekişmekte olduğunu anlattı.(...)"Evet şeyhim,Konya'nın taht şehri olması için,Basra' ya kadar Irak,Sudan'a kadar Mısır'ı Anadolu'ya katması gerektir.Ayrıca İstanbul'un su yollarını ele geçirip Marmara çevresiyle Balkanlar'ın verimli topraklarını da sınırları içine alması gerektir."