Enes

Enes
"...kafirler, zalimler ve fâsıklar."
Yani, Allah kafirleri, zalimleri, fâsıkları değil ; kafirler topluluğunu, zalimler topluluğunu, fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez. (Dolayısıyla) Küfür, zulüm ve fısk üzere olan bir insanın hidayete erişebilmesinin ilk şartı, küfrü, zulmü ve/veya fıskı ayırıcı vasfı haline getirmiş topluluktan kendisini ayırması ; bu "kavm" ile arasına bir mesafe koyabilmeyi başarmasıdır.
Reklam
Çünkü fıtrat, ancak hak ile sükûn bulur ve ancak hakkın teslimi ile teskin olur. İblis'in ise, bâtılını hak gibi gösterebilmesi için hakkı gizlemesi veya batıl gibi göstermesi gerekir. Dolayısıyla hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak gösteren fıtrat, İblis'in düşmanıdır : "Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler."(Nisa/119)
"Muhakkak ki, bu, bana bendeki ilim sayesinde verildi"
Bu sözle özetlenen nihai düşünceye göre, Kârun'a bir şey verilmiştir ; ama verilmesi, ilmi sayesindedir. O ilim olduktan sonra (hâşâ) Allah vermeye mecburdur. Eh, o ilim de Kârun'un kendisinde olduğuna göre, Allah'a karşı bir borcu yok sayılır. İş, kendindeki ilimde düğümlenmektedir. Kendindeki ilim (hâşâ) Allah'ın olmadığına göre, Allah adına bir infak zorunluluğu duyması da gerekmez!
"Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
Şeytanı kâfir yapan, hâşâ, "Allah yoktur. Beni yaratan da O değildir." demesi değildir. O, Allah'ı yaratıcı olarak kabul etmektedir.Ama tüm bu kabuller, tüm bu doğru sözler arasında, belki anda kolayca fark edilmeyen şöyle bir anlayış vardır : "Ben daha hayırlıyım." Neden? "Beni ateşten yarattın ; onu ise topraktan."