DEB'li insanlar hipersensitiftir. Bu onların bir hatası ya da zayıflığı değildir, böyle doğmuşlardır. Yaradılışları böyledir. DEB'nin kalıtsal tarafı esasen budur. İnsanlarda DEB özelliklerinin varlığından genetik kalıtım tek başına sorumlu tutulamaz.
Çocuğun çevresinde oluşturduğumuz duygusal
ortam onun dünyasıdır. Çocuk psikiyatrı ve araştırmacı Margaret Mahler'in sözleriyle, bir yeni doğan için ebeveyn dünyanın başlıca temsilcisidir. Çocuk yürümeye başlayacak kadar büyüdüğünde dünya ona kendini ebeveyn suretinde gösterir: göz teması, bakışların yoğunluğu, vücut dili, ses tonu ve hepsinden önemlisi çocuğun gözü önünde sergilenen neşe ya da duygusal bitkinlik. Ebeveynin niyeti ne olursa olsun, çocuğun kendisi için en biçimlendirici iletişim bu şekillerde gerçekleşir.
Evlatlık verilen ikizlerin paylaştığı bir başka çevre daha vardır: Aynı rahimde geçen dokuz ay. Hamilelik sırasında annenin yaşadığı stres vücudundaki hormon dengesini bozabilir.
Mesela ikizlerden birinde DEB varsa diğerinde de olması ihtimalinin yüzde 50 ila 60 olduğu ortaya konmuştur. Bu olabilirliğin teknik terimi
konkordanstır. Bu kadar yüksek bir konkordansın kalıtsal nedeni kanıtladığı düşünülür fakat bu ancak kişi çok açık bir soruyu görmezden geldiği takdirde kabul edilebilir: Tek yumurta
ikizleri tamamen aynı genleri taşıdıklarına göre konkordans neden yüzde 100 değildir? Gözden kaçan bir başka şey de çok güçlü bir çevresel
faktördür: Evlat edinilme olayının kendisi.
Yapılan çalışmalar ebeveynler ya da kardeşlerde DEB olması durumunda o ailedeki bir çocukta DEB görülme riskinin istatistiksel olarak çok yükseldiğini gösteriyor. Bir bulgu da DEB'nin birinci derece akrabalarında alkolizm, depresyon,
anksiyete, bağımlılık, obsesifkompülsif bozukluk ya da Tourette sendromu olan kişilerde daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.