Sizi hayatta tutan, genlerinizi devam ettiren içgüdünüz, size yapmanız gerekenin tam tersini önerir. Bu çağda yaşadığımız da aynen budur. Canımız şeker ister ama zararlıdır, sabah uyumak isteriz ama işe gitmemiz gerekir. Biz âdeta her saniye içgüdülerimizin dediklerinin tersini yapmak gerekip gerekmediğini keşfetmekle cezalandırılmışızdır."
İlginç bir şekilde dünyada inançla ilgili bulunan tüm kalıntılar Tarım Devrimi sonrasındadır. Yerleşik düzene neden geçtiğimiz araştırılırken inanç konusu gündeme getirilir. Dünyada milyonlarca yıl mezar bile yapmamış, bilinç kazandıktan sonra yüzbinlerce yıl sadece yaşayıp ölmüş insanlar, Tarım Devrimi sonrasında tapınaklar, semboller, mezarlar inşa etmiştir.
İnsan, ömrünü neyin kendisi için iyi neyin kötü olduğunu analize harcarken hayatının büyük kısmını kaybetmektense; her konuda önce iyi hissettiren şeylerin peşine düşüp sonra sürekli telafi ile uğraşmak yolunu seçer.
Aşırı şeker, biyolojik zararlarının yanında, beynin ödül mekanizmasını da bozarak depresyona yol açar. Şeker tüketimi düşük olan ülkelerde depresyonun düşük olduğu bulunmuştur.
İngiltere'de ilk zamanlar şeker zenginlerin tükettiği bir lüks olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle de zenginlerin dişleri çürük olurmuş. Öyle ki, zengin gözükmek isteyenler dişlerini siyaha boyarmış.