Engin Nazlı

Engin Nazlı
@Engin5252
Karaları deniz yapar dağları rüzgar yapıp kalbine yelken açarım
Teknoloji bölümü
Tekirdağ /Çerkezköy
Ordu /ünye, 1 Temmuz 1992
57 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Bir keresinde kömürlüğe girdik, kapısını da kapadık. “Bu­ rası çok karanlık,” dedim, “korkuyorum”. Oysa korkulacak hiçbir şey yoktu. Kömürlerden korkulur mu? Mehmet daha küçük, ama çok güçlü. Elini omzuma attı, sıkıca tuttu. Sanki o anda kalbim yere düştü. Başımı omuzuna koyup orada, öy­ lece kalmak istedim. Dışarıdan çocukların sesi de gelmiyor­ du. Ama başımı omuzuna koyamadım. Kömürlüğün pencere­ sinden dışarı bakıyor gibi yaptım, aklım saklambaçtaymış gi­ bi davrandım. O zaman Mehmet, “Bizi bulamayacaklar ga­ liba, çıkalım” dedi. Oysa ben yıllarca orada öylece kalabilir­ dim. “Tamam, çıkalım,” dedim.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Geceleri yine gizli gizli çıkıp saklambaç oynuyoruz. Babam sofrada o kadar uzun zaman kalıyor ki, o yemekten kalkana kadar biz kurtlarımızı döküyoruz. Saklambaç oynarken, hiç ebe olmak istemiyorum. Hep saklanmak istiyorum. Ama tek başıma da saklanmak zevk­ li değil... Ben Mehmet’le saklanmak istiyorum. Onunla küçük çam ağacının arkasına saklanıyoruz. Birbirimize sokuluyoruz. İçim bir hop ediyor.
1000Kitap
İşte fırsat. Bir tanesi, “Mısır de” dedi. “Peki” dedim. Nere­ desiniz benim cici solucanlarım? Yavaşça eğildim, solucanla­ rımı aldım. Hepsinin gözleri faltaşı gibi oldu. Vahşice sırıta­ rak bir süre elimde tuttum. Ve hızla yüzüne fırlattım. Bir ta­ nesi omuzunda kaldı. Nasıl çığlık attı, nasıl korktu, bağıra bağıra kaçtı. Ötekiler de öyle bir şaşırdı ki. Artık bana karşı daha saygılı daha düşünceli olacakların­ dan kuşkum yok. Bundan sonra böyle: göze göz dişe diş. Bunu keşfettiğim iyi oldu. Kızların da güçlü olmaları gerek. Ve ben artık çok güçlüyüm. İçimizde benden başka kimse solu­ canları avuçlayacak kadar güçlü değil. Olamayacak da.
1000Kitap
güçlü olmalıyım. Son günlerde kafamdaki tek konu bu. Sonunda buldum. Bahçede toprağı kazıp, oynarken, nasıl güçlü olacağımı buldum, insanlar ve oğlanlar öyle çok şeyden korkuyorlar ki. Sabah erken kalktım. Bahçeye çıktım. Ağaçların dibini kazmaya başladım. Biraz kazınca, o korkulan şeyler ortaya çıkmaya başladı. Çok iğrenç şeyler, içim ezildi. Tombul tom­ bul, kıvıl kıvıl solucanlar. Onlara dokunmalıyım. Onlara do­ kunarak müthiş bir güç kazanacağımı biliyorum. Bunu başa­ rabilirsem oğlanlar artık bizi mıncıklayamayacaklar. Bir tanesine yavaşça işaret parmağımı uzattım, dokun­ dum. Yumuşacık, iğrenç. Hemen elimi çektim. Ama bu işi ba­ şarmalıyım. Bu kez iki parmağımı uzattım, dokundum. Biraz daha uzun tuttum. Kalbim yerinden fırlayacak gibi. Yapmak­ ta olduğum şeyin dehşetine ben bile inanamıyorum. Ama zo­ runluyum.
1000Kitap
Artık iyice farkındayım. Babam bizi erkeklere karşı ko­ rumak istiyor. Çünkü bu erkekler kötü yaratıklar. Artık bu gerçeğe ben de iyice inanmaya başladım. Çünkü geçen gün Ali, Berrin’in bluzundan içeri elini soktu. Berrin ciyak ciyak bağırdı. Oysa hepimizin memeleri birbirinin aynı. Ama ileri­ de bizimki büyüyecek. Onlar bizim eteklerimizi kaldırıyorlar, mememizi görmek istiyorlar, çimdikliyorlar. Biz onlara hiç böyle bir şey yapmıyoruz. Bazen bilek güreşi yapıyoruz ya da kumlarda güreşiyoruz. Bizi hemen yeniveriyorlar. Onlar ger­ çekten bizden güçlü galiba. Ama biz de istemediğimiz şeyleri onlara yaptırmamalıyız. O zaman biz de güçlü olmalıyız. Ge­ çen gün Mehmet bir gazoz kapağını tek eliyle büktü. “Ben de yaparım,” dedim. Yapamadım. Ama hissediyorum...
1000Kitap